19 Aralık 2006 Salı

KENDİNLE BARIŞIK OL,TIKIN



Son zamanlarda bir sorunu çözmeyi beceremeyince onu şirin hale
getiren kavramlar üretmeye başladık.Bu kavramlar sayesinde sorun
orta yerde durduğu halde biz ferahlayabiliyoruz.
Sabah can sıkıntısından elimde TV kumandası kanaldan kanala
atlayıp dururken yine aynı lafla karşılaştım.
"Kendinle ve bedeninle barışık olmak"..
Laf bu..
Diyelim ki değirmen taşı gibi kalçanız var.
Hemen keçi gibi ot purç yiyerek nebatatla diyet yapıp kendinize eziyet
etmeyin.
Bol bol tıkınıp tosun gibi yağlanmaya devam edin.
"Yemeğin salçalısı kadının kalçalısı" deyip rahatlayın.
Hızınızı alamayıp "kadın dediğin etli butlu olur,ne o öyle tahta kurusu
gibi karı mı olur" diyerek,ortalıkta hilkat garibesi gibi dolaşanlara da bi
lafsokuşturdunuz mu değmesinler keyfinize..
Gerçi "et delide ot yalıda biter" deseler de siz aldırmayın.
Erkekseniz,göbeğiniz kıçınızda pantolon durmasını engelliyorsa hiç
üzülmenize gerek yok.
Hemen bir pantolon askısı alıp takın.Hem entel bir görünüme sahip olun,
hem de canınız sıkıldıkça askıya baş parmağınızı takın sündürüp
bırakarak şaplatın, stres atın.
Hem ne demişler,"göbeksiz erkek balkonsuz eve benzer."
Gerçi balkon dediğin genelde hurdalık ve çamaşır aklama yeridir ama
olsun.Teşbihte hata olmaz.
Tüm bunlar yetmedi mi?Hala kendinize kusur mu buluyorsunuz?
Demek tam bir barışma olmamış.Hafif bir kırgınlık hali devam ediyor.
O zaman "beğenmeyen küçük kızını/oğlunu versin" deyin olsun bitsin.
...
Şahsen bende deve kini olduğundan kolay kolay kendimle barışmam.
Ama isteyenler için önümüz bayram..
Bayramda küskünlüklere son vermek lazım.
Bir dahaki bayram bir yıl sonra..
Uyarayım dedim.

Hiç yorum yok: