8 Eylül 2007 Cumartesi

Hissedilen hüzün,hissedilen sıcaklık

"Yaz geliyor;sıcaktan her yanımız pişik olacak,kış geliyor kıçımız donacak" tamam da
"sonbahar geliyor bir hüzün bir hüzün..İntihar etmeden kışa çıkabilirsek iyi" diye bir şey
var mı?
Ne kadar saçma..
Saçmaysa o zaman düşen yapraktan,ağaçtan bu kadar anlam çıkarmak niye?
Yaz ısıtır kış üşütür;doğrudan yaşamına müdahale eder.
Peki Sonbahar?
Seni yazın bunaltıcı sıcağından kurtarıp bir parça nefes almanı sağlar.
Bu arada ağaçlar yapraklarını döker,dökülmeyen yapraklar sararır.
Tamam da bundan sana ne?
Ne diye bunlara bakıp bakıp kendi kedine gelin güvey oluyorsun?
...
Belki de o ağaç ve yapraklar için durum bambaşkadır.
Belki ağaçlar için o dönem temizlenme bir anlamda epilasyon zamanıdır.
"İstenmeyen yapraklardan" arınma hali...
Ya yapraklar?
Belki onlar da kayınpeder ya da kayınvalidenin sırtından geçinen iç güveyisi gibi başkasının dalında tepetaklak sallanmaktan,onun kökü gövdesi aracılığıyla beslenmekten hoşlanmıyordur.
Sonbaharda oradan kopup ayrılmak kırılan gururunu tamir ediyordur
belki,ne belli..
O zaman başkasının memnuniyetinden,sevincinden hüzün damıtmak mantıklı mı?
...
Bana göre nemin hava sıcaklığına katkısı ne kadarsa Sonbaharın da insan hüznolojisine
katkısı da o kadardır.
Hani hava durumu verirlerken söyleniyor ya..
"Sıcaklık 35 derece..Hissedilen sıcaklık ise 38.." Onun gibi..
Yani..

Zaten hüznün var da,Sonbahar da üzerine bir gıdım daha ekliyor o kadar..

Hiç yorum yok: