28 Temmuz 2008 Pazartesi

Zulmün adı:"DÜĞÜN"



Aslında niyetim ballandıra ballandıra gittiğim düğünü anlatmaktı.
Ancak düğünde ne "bal" ne de ballandıracak bir şey bulamadım.
Halbuki davetiyede "yemekli" lafını okuyunca pek heveslenmiştim.
Malum;işin içinde yemek olunca yanında da içecek bir şeyler olur.
Ama yanılmışım.
Hal böyle olunca da düğün benim için eğlence değil zulüm oldu.

Hani ,askere sormuşlar "savaşı niye kaybettiniz" diye de..
O da,"birincisi barutumuz yoktu" deyice,"tamam gerisini saymaya
gerek yok" demiş ya general...
Benim durumun da ona benzedi.

Özetlersek şöyle:
-Düğün niye zulüm olsun ki?
-Valla,birincisi içki yoktu!
-Tamam yavrum;anlaşıldı;gerisini ziktiret!
....
Zaten düğün dediğin nedir ki?
Belediyenin açma ruhsatı verir gibi "Şekilde görülen biri erkek diğeri
dişi bu iki kişi, gerekli gördükleri her yerde istedikleri gibi şaapabilirler,
elleşmeyin!" demesinin aslında doğrudan konuya müdahil olmayanlar
tarafından çoşkuyla kutlanması halidir.(Dış temsilciliklerle
KKTC hariç.)
Yani,aslında bana giren çıkan yok.
(Böyle yazabildiğime göre şu içki meselesine fena bozulmuşum anlaşılan)
...
Zaten oldum olası saatli randevulu işlerden nefret ederim.
Biri bana ha randevu vermiş ha boynuma ip atıp bir yere bağlamış,hiç
farkı yok! Aynı şey.
Hele bir de bu randevunun zamanı akşam saatlerine filan denk geliyorsa...
İşte o zaman tam dellenirim.
Çünkü ben randevusuna sadık adamımdır.
Kesinlikle geç kalmam.
O nedenle de o saate kadar kendime ait hiç bir şey yapamam elim kolum
bağlanır.
Bir yere gitmeye kalksam "zamanında geri dönemez miyim" diye
endişelenir, gidemem.
O saate kadar yamulur muyum diye korkumdan bir şeyler de içemem.
Hıyar gibi oturur o saati beklerim.
Bu titizliğime rağmen "Bak herif!Yine sabahtan içip mıçmaya başlayıp da
akşam orada beni elaleme rezil etme" diye de ikaz edilirim.

Aslında bu uyarı haksız da sayılmaz.
Çünkü erkenden içmeye başlarsan düğünün başlama saati geldiğinde
tekrar düzelip fabrika ayarlarına geri dönemezsin,kaldığın yerden
devam etmek zorunda kalırsın.
Devam edersin de,ne olur?
Şahsen bana bir şey olmaz.
En fazla gereğinden fazla şirin,güleryüzlü ve yardımsever olurum o kadar.
Mesela hatunun biri "tuvalet ne tarafta?" diye sorsa,normal şartlarda
"şurdan kokuyu takibederek dosdoğru devam et, tam karşına çıkar" derken,
bir iki tek atınca hatunu yedeğime alıp tuvalete kadar götürebilirim.
Hatta orada bekleyip arada bir "bitti miii.." diye sorabilirim.
Hani ilgilenmek babından..
Deliğe meliğe düşer bi şey olur...
Değil mi ama,insanlık öldü mü?
İnsandan daha önemli ne var ki şu dünyada?..
...
Tabii içki olmadığından korkulan olmadı.
Ama keyfim de kaçtı;bir türlü havamı bulamadım.
Bön bön sağa sola bakıp bir an önce oradan sıvışmak için etrafı
kollamaya başladım.
Bu arada sunucu da durmadan "hadi piste" dedikçe ben de "Ulan kuru
kuru oynanır mı hıyar" diye laf yetiştirdim.
...
Eski adetlere göre yapılan bir düğün...
Yemeli içmeli..
Hani şu düğünün sonunda damadın ağzına iki üç tane baklava sıkıştırıp
tekme tokat gerdeğe soktukları düğünlerden..

Neyse;yenilmiş içilmiş oynanmış derken artık düğünün sonlarına gelinmiş..
Sıra gelmiş damada baklavayı yedirip gerdeğe sokmaya..
Damat da bekliyor ki,baklava gelsin,yiyelim işimize gücümüze bakalım..
Ancak o da ne?
Ortalıkta baklava filan yok!Dalgaya düşüp hepsini yemişler!
Haliyle baklavaya düşkün damat bu işe fena halde bozulmuş.
Başlamış çocuk gibi "bana ne bana ne" havasında omuzlarını çekmeye..
Millet hadi gerdeğe dedikçe o omuz silkip direniyormuş.
Sonunda patlamış:
-Baklavayı kim yediyse o girsin gerdeğe!
...
Bilmem anlatabildim mi?
-İçkileri kim içtiyse o oynasın,bana ne?
...
Hem ben öyle şıkıdım şıkıdım oynamayı sevmem.
"Selvi boylum al yazmalım" filmindeki Kadir İnanır gibi oynamayı
severim ama,o iş için de Türkan Şoray lazım.
O da orada yoktu!

2 yorum:

Adsız dedi ki...

hahahaha..
ben bilmiyodum..
ne baklava verdiklerini ne de bu öyküyü.. süpermiş..

ben de sinir oluyorum böyle bişi olduğunda..
hatta geçen yaz gittiğimiz bi düğünde..
arızalı titrek kalbi yüzünden..
içki içmediği halde..
sk olay çıkarıp..
parasıyla değil mi len getirin diyip sonunda şarap getirtmişti masaya..
=)
o değil ama ben afiyetle içmiştim =)................

bitti dedi ki...

sıkıldım haftada bir yazılan zoraki yazılardan
özledim hocam sizi
bu gerçek
laf olsun die diil