12 Eylül 2008 Cuma

Döğme'in yeri....



"Mesela..
Diyelim benim eski sevgilime tutulmuşsun.. O da seni sevmiş..
Kızı alıp evine götürmüşsün.
Yatak odasına girmişsiniz..
Kızı yatağa yatırmışsın. Göğsünü öpeceksin..
Askılı bluzunu aşağı sıyırıp eğiliyorsun ki, öpeceğin yerde "Hıncal"
yazıyor boylu boyunca..
Kızın geçmişiyle yaşamayı mı öğrenirsin o anda?.. Yoksa "Senin
geçmişini.." diye ayağa mı fırlarsın?"
...
Anlaşılacağı üzere bu soruyu Hıncal Uluç soruyor.
Şahsen ben "gergin" bir kişilik olarak hemen ayağa fırlamazdım.
İllede fırlamam gerekiyorsa;
-Şimdi seni de Hıncal'ı da ikinizi bir, araya karbon kağıdı koyar
tek kalemde...
dedikten sonra fırlardım.
...
Mesele şu..
Ayşe Arman sağ göğsünün üzerine kocasının adını yazdırmış.
Cengiz Semercioğlu da "Ne var bunda?Gün gelir ilişki biterse, yeni
sevgili de kadının geçmişiyle barışık yaşamayı öğrenmek zorunda artık"
demiş..
Yukarıda tırnak içinde verdiğim yazı da Uluç'un ona cevabı..
...
Şahsen ben Cengiz Semercioğlu'nun yorumuna "Sanal karı boşama"
olarak bakarım.
Bu işler başa gelmeden bilinmez.
Bir kere şunu bilelim..
Erkek kısmının bir kadına kafayı takması ile internetten yazılım
indirmesi arasında hiç bir fark yoktur.
Nasıl ki o yazılımı virüs taramasından geçirmeden,sorulan soruları,
ve de lisans sözleşmesini okumadan önüne gelen her şeyi "next"
diye onaylayıp bir an önce kurup çalıştırmak istiyorsa kadın/erkek
ilişkisindeki tutumu da aşağı yukarı aynıdır.
Önemli olan işi uzatmadan kızı kapmaktır.
Zaten kızı kaptın mı,gerisi kolaydır.
Her ne kadar "Geçmişin beni ilgilendirmez,zaten ben o zaman yoktum"
numaraları yapsa da ilişki bayatlamaya başladığında nasıl ki önceleri
pek matah gelen tüm özellikler artık can sıkıcı hale gelip kavga nedeni
olabiliyorsa bu döğme meselesi adama daha beter batar hale gelir.
Yani bu olayı kabullenebilmek o kadar da kolay değildir.
Gerçi günümüzde şahit olduğumuz pek çok olay bu tür konularda da
bir hayli aşama kaydettiğimizi gösteriyor ama..
Bence kadın kısmı bu tür problemlerin üstesinden gelmesini bilir.
Döğmede hangi isim yazıyorsa yeni sevgilisini de o ismi taşıyan
birinden seçer,geçer imamın sağına...
Sen sağ ben selamet.
...
Düşündüm de..
Peki ya erkek kısmı döğmeyle vücuduna sevgilisinin adını yazdırmaya
kalkarsa?
Kadınların göğsü gibi erkekte özellikli birden çok organ yok ki..
Koluna yaptırsa,o artık iyice demode oldu,bayatladı.
O da göğsüne yaptırsa...Son derece manasız.Kadından kopya..
Yani fikir hırsızlığı!
En iyisi "anladın sen onu" diyebileceğim bir yere...
Mesela şöyle hem bold hem italik fontda "Melahat'ın hastayım"..
Veya "Melahat,yolunda ölürüm!" (Melahat "He" derse en geç iki dakika
içinde "biri"nin öleceği kesin..)
Nasıl fikir ama?
...
(Çarpılmadan şu Ramazan'ı çıkarabilsek bari...)

2 yorum:

Dolphinblue dedi ki...

kalıcı dövmelere karşıyım hocam

dünyanın binbir türlü hali var çünkü...

bide siz varken ve birdenbire düzenli olarak blog güncellemesine başlamışken konularda bu kadar enteresanken bizi bu ramazan bitmeden çarpacak hemde sayenizde topluca çarpılacağız söyliiim :P

Adsız dedi ki...

şu okumadan nekst deyip
bir önce indirme ve çalıştırma bölümü..
çok iyiydi hocam..
bir çok bilinmeze burdan son verdiniz..
bundan sonra..
ama eskiden böyle değildi bu adam diye başlayan ve içimden beni kudurtan tüm sohbetlere..
sizi alıntılayarak kısacık cevap verme şansı olacak..
kocamannnn teşekkürler size....

çarpılma konusuna gelelim..bu yukarda sözü edilen sevaptan sonra..
hiç bişi olmaz size..
devam gizemlere açıklık kazandırmaya.. derim..
=) gülümser giderimmmmmmmm
atalet