22 Kasım 2008 Cumartesi

Adana'lı Adelhayt



Atalet haklı.
Ben bu dizi yazı işlerini beceremiyorum.
Ne zaman böyle bir şey yapmaya kalksam bir problem çıkıyor.
Ancak bu defa biraz da bilinçli bir şekilde oyalandım.
Bir defa neden hastaneye gittiğimi özellikle yazmadım.
Niyetim Adana'lı Adelhayt 'ı tuzağa düşürmekti.
Peki kimdi bu Adana'lı Adelhayt?
Adelhayt,şu Alp dağları'nda nemrut dedesi ve önündeki piliçten
bihaber Peter'le yaşayan Heidi'nin nüfus kütüğündeki adı.
Ben de Clara'nın mürebbiyesi bayan Rottenmayır'ın yalancısıyım.
Bilgiyi veren o.
İşte bu Heidi'nin Adana'lısı Alp dağlarında değil Karadeniz'in
şirin bir kıyı kasabasında yaşar.(Kıyı kasabalarına şirin denmezse
küser mi ki?)
Heidi ile tek benzerliği "avatar" dediğimiz bloğundaki vesikalık
fotoğrafı...
Yoksa yazdıklarını Polyanna'nın bile bünyesi kaldırmaz;kaldı ki
Heidi..
Neyse..
Bu değerli arkadaşımız her iki lafın arasına benim yaşımla alakalı
bir iki laf sokuşturmazsa rahat edemez.
Ömründe 30'undan büyük insan görmediğinden Azrailin beni
unuttuğunu filan zanneder.
Hadi o kadar abartmayılım da..
Eli bastonlu dede filan gibi bir şey sanıyor.
Belki de içinden "şu adam elime geçse de ağız tadıyla karşıdan
karşıya geçirsem de bi sevabını alsam..Hem bahaneyle ahirete
de yolluk yapmış olurum diye geçiriyordur;ne bileyim..
E kafa bu olunca haliyle içinde "doktor,hastane" geçen yazıya
balıklama atlar,ellerini oğuştura oğuştura bi yorum döşenir,
"e tabii yaş baş normal haliyle" mealinde bir şeyler yazar
böylece de tuzağa düşer,bende arkasından işin aslını anlatınca
mosmor morarır diye ümit etmiştim.
Ama olmadı.
Hala bu değerli arkadaşımızı tanıyamayan varsa nick dediğimiz
lakabını da söyleyeyim.
İngilizceyle İspanyolca karışımı bir şey..
Türkçe açılımı şöyle:"Ölmek yok,yola devam!"
...
Badem gözlüm..

Epeydir aklımdaydı da bir türlü fırsat bulamamıştım.
Niyetim badem gözlerime çer çöp batmasın,toz toprak girmesin
diye önüne camdan vitrin gibi bişeyler yaptırmaktı.
Etraftan dediler ki "bu işi ustasına bi sor;camı kaç milim olacak,
üç mü beş mi...Kafandan bişey uydurma."
Tamam dedik,tavsiye edilen doktorun çalıştığı hastanenin yolunu
tutmaya karar verdik.
Şaka bir tarafa ne amaçla gidersen git hastane hastane işte..
Ha devlet ha özel..
Sadece mimarileri farklı.
Devlet ta baştan vatandaşı kapıda bekletmeyi kafasına koyduğundan
koridorları geniş tutmuş.
Özel hastaneler ise dar..
Koridordan artan yerleri yerleri de oda yapmış.
Uçan kuşu kaçırmaya niyetleri yok.
Tuttuklarının kolunu kanadını yolup ortaya salacaklar.
Laf aramızda bu hastanelerin bir de adında "araştırma" lafı geçenler
var.
En tehlikelileri onlar.
Adamı kendi parasıyla öyle araştırıyorlar ki....
Hastalık mı araştırılıyor yoksa paranın kökü mü,belli değil.
Tamamen estetik kaygılarla "kıçımda sivice çıktı" diye gidiyorsun
"sen önce kulak memeleri,pardon;lobları cepheden görünecek
şekilde bi ciğer filmi çektir gel bakalım" diyorlar.
Ve macera başlıyor.
...
Bana tavsiye edilen yer özel hastane..Epey cafcaflı bir yer.
Denilene göre hastanede çalışan doçentlere pratisyen muamelesi
yapılıyormuş.
Yani etraf prof kaynıyormuş...
Rahat etmek istersen önceden randevu alman gerekiyormuş falan...
Biz de öyle yaptık;"müsaitseniz biz gelecedik de.." diyerek randevu
istedik.
"Sizden iyi keriz mi bulacağız" diye cevap geldi,kalktık gittik.
Vee muamele başladı..
Önce hemşire bizi bir aletin önüne oturttu.
Hemşire demişken..
Ben hemşire dendi mi aklıma hep hastane duvarlarını süsleyen
daha konuşmadan "sus" diye işaret eden ön yargılı hemşire
fotoğrafı gelir.
"Kardeşim ne biliyon konuşacağımı?Belki dilsizim;ne malum?"
...
Neyse...
Aletin bir tarafında ben bir tarafında hemşire bir müddet bakıştık.
Daha doğrusu ben öyle zannediyorum.Çünkü hemşirenin gözünü
filan gördüğüm yok.Sadece damı kırmızı kiremitli Age of Empire
oyunundan bildiğim bir ev görüyorum.
Sonunda dedikoduya mahal vermemek için bakışmayı kestik.
Arkasından sordu:"Göz tansiyonun var mı?
Tam laz işi!
Soruyu benim sormam gerekirken o soruyor.
Yok dedim tabii..
Ayrıca bilmiyorum ki zaten.
...
Uzatmayalım,sonunda doktorun odasına geçtik.
Yine oturduk bi aletin başına..
O an aklıma bir hinlik geldi.
"Ulan doktor ne gösterirse göstersin okuyamamış gibi yap."
Ya da yanlış oku.
Mesela "W" gösterince "M" de..
Doktor da bunalıma girsin:"Ulan herif koltukta ters mi döndü,
amuda mı kalktı,nedir" desin,panik yapsın.
Sonra profilimdeki fotoğrafımla bu düşündüklerimi yanyana getirdim;
utandım!
....
Not:Tahminim devam edecek.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

ehe o güz güze bakışamama fena gbişi biliyorum..=)
demek tansiyon tok..
hmm peki astigmat kaç??
atalet.......