13 Kasım 2008 Perşembe

Ha sanayi sitesi, ha hastane..

Geçenlerde ömrümde ilk defa kendim için hastaneye gittim.
Tabii bu "gittim" diye yazmak kadar kolay olmadı.
Bir heyecan bir heyecan...
Sanki görücü gelecek..
Tabi bu heyecan boşuna değildi;nedeni çocuklukta saklıydı.
O günleri hatırlamak için uzanıp bin sene evveline gitmeye bile
gerek yoktu.
Ayaküstü de hatırlayabilirdim.
Hem hiç unutmamıştım ki!
...
Küçükken sık sık bademciğim iltihaplanırdı benim.
Sonucunda yutkunamaz,su bile içemez hale gelirdim.
Allahtan valide böyle durumlara alışıktı.
"Boğazım ağrıyor" der demez "ele güne karşı" adını verdiğim
acil eylem planını devreye sokar,hemencecik evin baş köşesine
hasta yatağını yapardı.
Zaten o yatak takımı bu işler için vardı,başka amaçla kullanılmazdı.
On dakikaya bir küllük değiştiren garson gibi ikide bir yastık kılıfını
değiştirir "ele güne karşı" ayıp olmamasını sağlardı.
Arkasından da sıra tedaviye gelirdi.
O günlerin gözde tedavi metodu ise ısıtılmış marul yaprağıydı.
Isıtılmış yaprak beyaz bir tülbentin içine itina ile yerleştirilir
boğaza sarılırdı.(Nedense bu halimle kendimi boğazlı kazak giymiş
Engin Çağlar'a benzetirdim.)
Tabii ısıtılmış marul yaprağı iltihabı daha da azdırırdı.
Evdeki bu bilimsel yöntemler işe yaramayınca soluğu doktorda
alırdık.
Alırdık da...
Belirli aşamalardan sonra..
...
Bizim valide panik yapan birisi değildir.
Hastayı kaptığı gibi telaş içinde doktora götürmez.
Gayet bilinçli davranır.
Ona göre doktora gitmenin de bir adabı vardır..
Yani paldır küldür olmaz..
Bu işin olmazsa olmazları,daha doğrusu "olmaz"ı vardır:
"Temiz don!"
Daha doğrusu ilki ikincisi yok;tek şart temiz don!..
İç çamaşırlarını bir gün önce değiştirsen bile farketmez.
İlle de yenisi..
Bu yüzden benim ,"Yahu bademcik yukarıda,dötümüzle ne
alakası var?" demem hiç bir işe yaramazdı.

Sonra?
Serçe parmağının ikinci boğumuna kadar sokulmak suretiyle
temizlenmiş bir çift kulak..
Bu kulak temizliğinden sonra bir müddet kulağımın içinde
parmak kalmış gibi bir hissle dolaşırdım.
Anlayın temizliğin şiddetini..
İşte bir an o günler geldi aklıma..
O yüzden ona doktora gideceğimi söylemedim..
Giderken de muhtemel "temiz don giydin mi?" sorusuna muhatap
olmamak için de kapısının önünü parmak uçlarımın üzerinde geçtim.

Yarın:"Hastane önünde incir ağacı
Doktor bulamadı bana ilacı"

4 yorum:

Adsız dedi ki...

önce geçmiş olsun..
sonra anneye takdir..
önümüze gelen hastalara bakınca.. hepsine bi tane sizin anneden lazım diyorum..
temizlik açısından elbet..
bu arada ben de çok sık anjin olurdum..
ve..
arası çok açılmadan gelicek di mi yazının devamı..
atalet

Gergin dedi ki...

Gözlerime inanamadım!
Yazının mabadına laf sokuşmamış.:)

bitti dedi ki...

ööle çok özlendinizki hocam
insanın laf sokuşturası bile gelmior=)))))))

Adsız dedi ki...

e iyi de..
yani gergin bile olsa insan
hastaneye gittim diye bi yazı kleyip sonra ortadan kaybolmaz ki..
merak ediyoruz.. tabi..
atalet..