30 Ağustos 2008 Cumartesi

Doğum günü

MUTLU YILLAR... (30.8.2006)

Bazı sebepler dolayısıyla bir süredir blog ile ilgilenemiyordum.Hâlâ bazı sebepler devam etmekte ama bugün ne yapıp edip bloga gelmem gerekiyordu..

Dağarcığındaki “Henüz çok gençsin, hayat güzel vs.” gibi cümleler ile sürekli tepemde gezinerek bende iyilik meleği imajı oluşturan, kendisine soran olmadığı için anti demokratik bir ortamda doğduğunu düşünen, sırasıyla hangi okullarda okunması gerekiyorsa okuyan, “sorarım size” ile başlayan cümlelerden nefret eden, Okul bitince işsiz demesinler diye iş kurup, "evde kaldı" ya da "top mudur tüfek midir yoksa Etiler de şarkıcı mıdır?" demesinler diye evlenen, tahminlere göre öylesine zaman geçirirken blogu keşfeden, fazlasıyla yardımsever ( Rivayete göre tüp gaz fiyatlarının belirlenmesinde önemli bir rolü olan),

Değerli Hocam Gergin'in

bugün doğum günü olması sebebiyle beni blogtan uzak tutan bazı sebeplere karşı çıkıp buraya geldim..(Hocamın 18+30 yaş kutlamasını kaçırmak istemedim.)

Hocama çok önceden sözünü verdiğim hediyelerimi de getirdim..

Kendi ellerimle yaptım demek isterdim ama pek beceremem öyle şeyleri o yüzden hazır aldım..Buyurun pastanız..

(Mumlar pastanın üzerine sığmadı da )Şimdi hediyelerim hani nerede demeyin diye hemen hediye sunumuna da geçiyorum..

Bu size rafting yaptığınız dönemden sözüm olan sandalye..

Güle güle kullanın.

Aslında karar veremedim hangisi olsun diye işte bu yüzden bir tane daha aldım..

Siz istediğinizi kulanın, eminim bu sandalyede otururken anlatacağınız güzel masalları dinleyecek çoluk çocuk doluşacaktır etrafınıza..

Yine hangisi olsun diye kararsız kaldığım bir başka hediyem daha var..

Tercihi yine size bırakıyorum, gönlünüze ve kıyafetlerinize göre kullanırsınız..

Umarım beğenmişsinizdir..Biliyorum eksik kalan bir şey var ama onu da bulamadım..İstediğim özelliklerde, ayaklarınıza örtebileceğiniz kareli bir örtü bulduğumda mutlaka hediye edeceğim...Unutmuş değilim yani..

Size hazırladığım süpriz partiye okul arkadaşlarınızı da çağırdım ama üzücü bir haberle karşılaştım..Davetiyemize gelen cevap sizi de üzecek biliyorum lakin

"SORARIM SİZE; Başa gelen çekilmez mi?"

Mekanları cennet olsun, eminim gökyüzünden sizin partinizi izliyorlardır..

(Umarım kızmamışsınızdır. Fonda çalan şarkı da benim size 18+30. yaş günü hediyelerimden olsun.. Hem en sevdiğim pastamı da size bırakıp gidiyorum..)

MUTLU YILLAR...

(Fonda çalan şarkı da sizin olsun diye yazdım ama fona yakışacak bir tane şarkı bile aklıma gelmedi.. Bende mi yaşlanıyorum ne? Zaten doğumgünü kutlamalarında pek başarılı olduğum söylenemez..)

Benim şarkım ile bir süre daha idare ederiz artık..

"Vivaforever.blogcu.com"dan alıntıdır


28 Ağustos 2008 Perşembe

"Alışmamış dötte don durmaz!"

Atalarımın sözünü seveyim..

9 Ağustos 2008 Cumartesi

Zoraki tatil..

Milletin kafayı tatille denizle bozduğu şu ortamda gelde keyifle yazı yaz.
İnsan fesadından çatlayacak gibi oluyor.

A benim güzel kardeşim,şu tatilini çaktırmadan sessizce yapsan,yaygara
yapıp davul zurnayla ilan etmesen olmuyo mu?
...
Mesela arkadaşın birisi bloğunda sanki mangalda şiş kebap tarifi verir gibi
şöyle yazmış:
"-Bu tatil için yaptığım plan şu:Açık havada yapılan misss gibi bir kahvaltı
sonrasında
Deniz
Kum
Deniz
Kum
Deniz
Kum
Her deniz-kum ikilisinin arasına da 50 faktörlük yağ...
Uzaaaaaaaaaaaarrrrrrrr gider :P"

İyi de,gideni var gidemeyeni var,hamilesi var emziklisi var.
Ayıp olmuyo mu?
Hiç olmazsa çaktırmadan git;geldiğinde de vesikalık gibi ufaltılmış bir iki
resimle beraber "Amaaan bi daha tatil mi?Allah yazdıysa bozsun!Aha şuraya
yazıyorum;bi daha tatile gidersem öpsünler!.Nerde benim güzel evim..
Evim evim güzel evim!" kıvamında bir şey yaz ki vatandaşın canı cekip
morali bozulmasın.
...
Bu tür zararlı neşriyat beni fena halde rahatsız ediyor.
Çünkü tatil yok;birazdan aşağıda anlatılacak rutin işler var.
...
Her sabah ufaklıklarla beraber aşağıdaki fotoğrafta görünen yoldan yürüyoruz.

Cehaletimi taciz eden tarihi kültür birikintisinin önünden geçip,

Tuzlu su birikintisinin olduğu yere varıyoruz.

Kumun üzrine bedevi gibi çöreklenip,güneş beynimizi kaynatırken aşağıda görülen
gariban işi kahvaltıyı yapıyoruz.

Sıra geliyor ufaklıkları eğlendirmeye..
Bu arada aslında bu fotoğrafı koymayacaktım ama Atalet bikinili fotoğrafını
koyunca ben de kıskançlığımdan bunu koydum.
Tabii ikisi aynı şey değil.
Benim de slip mayolu bir fotoğrafımı koymam gerekirdi ama bu bloğa aile
çok geldiğinden ayıp olacak diye koymadım.
Hatta resmi de o yüzden küçültüm.
Slipli fotoyu facebook'da yayınlamaya karar verdim.
Maksat "ilkokul" arkadaşlarım sebeplensin.


Neyse uzatmayalım;sonuç:
Duş ve mutlu son!
Pardon!Daha bunu saat 5'den sonra tekrarı var;onu unutmuşum.
Bir de "Ah ulan ah!Ne bitmez çilem varmış" diyerek,fotoğrafta görülen
kafemsi yerde iki bira içmek var..



Feryat etmekte haksız mıyım?
Ne yani şimdi bu,hayat mı?
...
Bitti'ye:
Nasıl?İyi zorlamış mıyım?