29 Ocak 2009 Perşembe

Doctor doctor civanım,ne istersen alayım..



Başlık bir türkünün sözlerinden esinlenme..
...
Dedik ya; doktor olmaya heveslendik diye..
Peki bu heves niyeydi?
Tıpkı yerli fimlerdeki gibi "büyünce doktor olup seni
iyileştireceğim" diyebileceğimiz kimsemiz yoktu.
Yani işin sağlık yönüyle ilgili motivasyonumuz eksikti.
Ama arkamızda başka bir itici güç vardı..
O da ,şu hastane duvarlarını süsleyen, sen daha ağzını açmadan
sus diye tembih eden ön yargılı hemşire...

Hayalimiz şöyleydi...
Üstünde hastane ibaresi bulunan büyücek bir bina..
İçinde ordan oraya seyir halinde bir ton güzel kadın...
Aynen sözünü ettiğim fotoğraftaki gibi..
Ve de bembeyaz formalar içinde,"hadi bana asılın..
hadi bana asılın.." diye aralarında mal gibi dolaşan biz..
Tam bir "Darı ambarı sendromu" hali..
Demek ki o zamanlar vizyonumuz tavuğunkiyle aynıymış.

İkinci bir neden daha vardı ve bence bu daha önemliydi..
Bi defa doktorların doktorluk yapmadan da insanlara faydalı
olabileceğini görmüştüm.
Projeme göre,önce yanıma mühendis bir arkadaş alıyordum;
sonra başlıyorduk birlikte kapı kapı dolaşmaya..
Nerde bir kız anası görsek "teyze kızını versene" diyorduk;
o da "Ziktirin gidin lan;manyak mısınız!.." diyor,sonra da
arkasını dönüp yan komşusuna "kızımı ne doktorlar ne
müshendisler istedi de" geyiğine başlıyordu..
Yani doktor ve mühendis terslemenin keyfini çıkarıyordu..

Tabii bunların hiçbiri olmadı.
Çünkü tıp fakültesinin kapısından kıl payı döndük.
Sanırım sınava hazırlanma tekniğimiz yanlıştı.
Biz dört kafadar portakal ağacının dibinde önce iki soru çözüp,
sonra da iki saat gitar çalıp geyik yaparak hazırlanmıştık.
Demek ki geçerli bir yöntem değilmiş.
Bugüne gelince..
Baktığımda,hayatta yapamayacağım iki meslek olduğunu,
bunlardan birinin doktorluk,diğerinin de oto tamirciliği
olduğunu görebiliyorum.
İkisinde de zaman kavramı yok.
En olamadık zamanda,gecenin bir yarısında,"araba yolda
kaldı gel" ya da "tansiyonum çıktı gel.."
-Tamam;gelirim de..Yalnız kaldığım yerden devam ederim
haberin olsun!
...
Hele bir de jinekolog olduğumu düşünüyorum da..
Hani "nereye gitsem nereye baksam hiç gözümün önünden
gitmiyor" durumu var ya..
Evde miyim,işte miyim belli değil.
Kabus gibi!
Tamam;"severim ben bu işleri" dedik de;o kadar da uzun
boylu değil.
Sonuç olarak..
Allah kimi ne yapacağını biliyor..
Tencere yuvarlanıyor,tangır tungur ses çıkarıyor.
Yanlış anlaşılmasın;lafın doğrusunu biliyorum da,buraya uymuyor.
Ama içinde "tencere" geçen bi cümle kurasım geldi napiim..

3 yorum:

Adsız dedi ki...

e ben hata etmişim zaten o zaman..

duvarında sessiz durmamı söyleyen güzel bir kadın olan biyerde ne işim varmış ki...

klüp işletmecisi olsam daha iyiymiş...
hem tencere yuvarlanıp kapaını bulmuş olurmuş
atalet..

Gergin dedi ki...

Ya yorumunu okuyunca birden aklıma
o hemşirenin erkek versiyonu geldi de..
Şöyle pala bıyıklı,yaprak dolması gibi parmağıyla sus işareti yapan..:)))

Hani kadınları doktor olmaya teşvik eder mi bakımından..:))

ATALET dedi ki...

hah sizin oralarda sağlık memurları ööle mi..
biz özel seçiyorum..
maks 18lik.. üçgen vicut..
=P
her şey hastaar için ....
atalet..