30 Ocak 2009 Cuma

"Yorgun gözüyle at....."



Eskiden dinlediğimiz kasetlerin yapımcığını da
kendimiz üstlenirdik...
60'lık ya da 90'lık boş bir kaset..
Elimizde şarkı listesi doğru plakçıya..
Hatta Tonmaister gibi bir de adama akıl verirdik..
"Birader sana zahmet parça geçişlerine dikkat edelim.
Şarkı biterken volümü ufak ufak düşürelim ki,parça
geçişleri yumuşak tatlı bi şey olsun."

O listeleri hakikaten de piyasaya kaset sürecek gibi
hazırlardık.
Şarkıların diziliş sırasına dikkat ederdik.
Mesela ben en çok gazino usulünü kullanırdım.
Şöyle tarif edersem herkes anlar heralde..
Sanat müziği okuyanlar (onlar şarkı sözlemez,okur)
Bi punduna getirip "Makber"i söylemezse çatlarlar.
Hani şu "her yeğeğeğeğerrrr karanlığığık" diye başlayan
şarkı...
O bir ses gösterisidir.
Olmazsa olmazdır yani..
Önce adamı bu parçayla perişan edip göğüs nahiyesine
jiletle iki çentik attırdıktan sonra,birden yeni bir parçaya
geçerler.
Yeni parça çoğunlukla aşağıdaki gibidir..
"Darıldın mı cicim bana,hiç bakmıyorsun bu yana.."
Bir de "erkilet güzeli" vardır ama makbul olanı yukardakidir..
Benim sitilim de onun gibi bişey işte..
Önce çoş,sonra kafa dinle,tekrar çoş..
...
Fotoğraftaki Sylvie Vartan'ın her albümüm de (şimdi
öyle söylenir ya..) mutlaka bir parçası olurdu.
Tek kelime Fransızca bilmem ama dinlemekten çok
hoşlanırdım..
Zaten o dil bana pek ilginç gelir.
Hani boğazına tükrük (kibarca) kaçar da yutmadan
konuşmaya çalışınca alengirli bir ses çıkar ya..
Fransızca da bana öyle gelir işte..
(Mireille Mathieu dinleyin, söylemek istediğimi daha
iyi anlarsınız.)

Napiim;bi de bu kadın bana çok çarpıcı gelirdi...
Bir tek bana mı..
Meğer kendine rol model seçenler bile varmış..
Mesela Ajda Pekkan..
Ben Selahattin Duman'ın yalancıyım;aynen şöyle diyor:

"O vakitler sarı saçlı, kaşsız bir kadıncağız vardı..
Adı da Sylvie Vartan'dı.. Onun tipi pek moda olduğundan mega starımız da gidip
kaşlarını yoldurdu.. ".
...
İşin ilginç yanı kaşının yoluk olduğunu daha şimdi bu yazıyı
yazarken farkettim.
Demek ki kusurlarını bile görmek istememişim.
Ne yalan söyleyeyim..
Dizinden bir karış yukarda siyah bir ebiseyle şarkı
söyleyişi şu an bile gözümün önünde..
Ancak buraya koymak için fotoğrafını aradığımda hayal
kırıklığına uğradım.
Kafamdaki kadını bulamadım.
Hadi yaşlandı filan desem,fotoğraflar zaten o zamandan...
Hani meşhur laf var ya..
"Yorgun gözüyle at,bekar gözüyle avrat almayacaksın" diye..
Yoksa o ara ben yorgun muydum?
(Nasıl toparladım ama...)


La Maritza - Sylvie Vartan

4 yorum:

alpernatif dedi ki...

Hocam
Askerde doldurulan kasetler içinde bir yazı bekliyorum :)

bitti dedi ki...

hatuna ayan beyan at gibi dediniz ya helal olsun ne diim=))

Adsız dedi ki...

ööleydi zaten.. at gibi yani..
atalet

Gergin dedi ki...

Velevki öyle demeye getirdim.
Ne sakıncası var da..
Yahu "at gibi karı" demek kötü
bişey mi..
Adamın hem gözüne hem gönlüne..:))
...
Bu arada "asker kasetleri"
meselesine eğiliriz..
Müfredatta o da var..
işlemek lazım:))