25 Mart 2009 Çarşamba

ÇeşmeCELL...



Başkan adaylarının hizmet aşkıyla yanıp tutuşmalarına
bakınca beş altı yıl önce okuduğum bir yazı geldi aklıma..
Bazen "hizmet vermemenin de bir anlamda hizmet
olabileceğini" gösteren bir yazı..
Yanlış bilgi vermemek için o yazıyı tekrar arayıp buldum.
Yazı 2003 yılına ait.
Gamzelilerden dişi olanı yazmış.
...
Elazığ'a bağlı Karakoçan kasabasının kaymakamı
vatandaşın çeşme başı eziyeti sona ersin diye
tutmuş herkesin evine su getirecek bir proje geliştirmiş.
Bunu hayata geçirmeyi de başarmış.
Buraya kadar enteresan bir şey yok da, sonrası tuhaf.
Vatandaş bu hizmete teşekkür edeceğine kaymakama
küsmüş;iyi mi?.
Sebebi ise artık çeşme başı sohbetleri bitmiş..
İnsanların birbirlerinden havadis alamaz olmuşlar.
Artık "bi su doldurup geliim" ayaklarına yatıp kaçamak
yapamaz olmuşlar.
Kaymakama bunun için kızıp küsmüşler.

Başkası olsa ne var bunda derdi de,ben hiç tuhaf
karşılamadığım gibi,vatandaşa da hak verdim.
Çünkü ben de bu çeşme başı muhabbetlerinin tadını
alanlardanım.
...
Küçükken sıcak yaz aylarında pek gönüllü olmasak da
zorla yaylaya götürürlerdi bizi.
Yayla dediğim yer de şimdiki gibi her şeyin tam tekmil
bulunduğu bir yer değil..
Yirmi Km'lik yolu on saatte anca alırsın.
Manzarası güzel ama,bol virajlı toz toprak içinde berbat
bir yol.
Gitmesi bir dert gelmesi ayrı bir dert.
Elektrik yok, su yok...
Gaz lambasıyla aydınlanır,suyunu da beş yüz metre
ötedeki çeşmeden doldurursun.
Dünyayla tek irtibatını bir adet transistörlü radyo sağlar.
Tam bir mahrumiyet hali yani..
Önceleri bunu düşünmek bile strese girmeme yeterdi.
Ama yapacak da bir şeyim yoktu.
Çaresiz giderdim.
Uzatmayalım,günlerden bir gün o çeşme başına ben de
vardım.
Ferdi Tayfur'un şarkısındaki gibi,"varmaz olaydım,
elinden bir tas su içmez olaydım" hesabı..
Gördüklerim karşısında müteşebbis ruhum harekete
geçti,anında su taşıma işine gönüllü yazıldım.
Nasıl yazılmam ki?
Çeşmenin başında eli testili bir sürü kız!
Maden bulmak diye buna derim ben...
Gerçi ilk baktığımda "yahu bu kadar topal kız bir
araya nasıl denk gelmiş" diye şaşırmıştım.
Gördüğüm ayen şuydu:Herkesin bir ayağı baston gibi
dimdik yere basarken,diğer ayak ise bir adım yanda ve
dizden kırık vaziyette..Sanki uzun gelmiş de fazlalığı
diz kısmına vermiş,diz de bombe yapmış gibi...
Hani uzun sandığım ayağının üzerinde dikilmeye
kalksa diğer ayak yerden bir karış yukarıda kalacak
gibi bir durum var..
Meğer bu o yaşlardaki kızların bir şeyleri beklerkenki
duruş şekliymiş.(Şimdi de değişen pek bir şey yok ya..)
Bunun bir de oğlanlarla konuşurken ki versiyonu
var.
Orada kollar da devreye giriyor.
Sol kol vücudun yanında düşey vaziyette..
Diğer kol ise göğüs üzerinden geçip sol kolu pazu
nahiyesinden kavrıyor..
Uzun efekti veren ayağın topuğu yere basarken burnu
yukarıya kalkık vaziyette havayı karıştırıyor.

Yine lafı sündürdük..
Devam..
Artık yemek saati yaklaştı mı kap kacak elimde hazır
bekliyorum ki biri "hadi" desin..
Yanlış anlaşılmasın;kötü bir niyetimiz yok;amaç aynen
Karakoçanlı sakinleri gibi sosyalleşmek..
Bizim testiye sıra gelene gelene kadar havadan sudan
sohbet etmek..
E eşek değiliz ya,gözümüze birini kestirirsek ve de onun da
gönlü varsa biriyle kesişmek..
Zaten nasıl olur bilmem,o zamanlar nereye gitsem kafayı
takacak biri denk gelirdi bana..
Şans mı demek lazım,şanssızlık mı bilmem..
Çünkü kime kafayı taksam bir arızası çıkar.
Burada da ya anası başından ayrılmaz,jandarma gibi tepesinde
dikilir,ya tembeldir, o yüzden Eylül'de sınavı olur erkenden
şehre dönmek zorunda kalırlar falan..
Nerde gözümün tutmadığı biri varsa,o da inadına burnumun
dibinde olur.
"Devenin sevmediği ot burnunun dibinde biter" misali..
Neyse..
Şimdi böyle yazınca kızlarla fena halde iletişim içindeymişiz
gibi oluyor da aslında iletişen filan yok..

Malum o yaşlardaki erkek çocuklarının kızlarla iletişim
kurma şekli biraz acayiptir.
Çoğunlukla ya kızların saçını çekerek,ya da "çilli,dişlek"
gibi rahatsız olduğu şeyleri söyleyip dalga geçerek iletişim
kurmaya çalışır.
Benimkisi ise o dönemin bir gıdım ilerisi...
Artık saç çekmiyoruz da kızın dikine dikine gidip sırıtarak
laf sokuyoruz bu defa..
Güle oynaya on dakika hoş vakit geçirdiysek,onbirinci
dakikada canını sıkacak bir fomül icadedip ağlatıyoruz.
Sonra araya o zamanın kofi annan türü bu işlere meraklı
birini sokup durumu düzeltiyoruz.
Yani iletişim dediğim,sürekli bir itiş kakış,didişme..
...
O yaşlar için bu doğaldı da,son zamanlarda farkettim
ki,ben hala aynı tekniği kullanmaya devam ediyorum.
Sanki istikrar gösterecek başka bir şey kalmamış gibi bu
konuda fena halde istikrarlıyım..
Bu saatten sonra yapacak bir şey yok deyip bunu dert
etmeyecektim ama ,şu İngiliz fütürist (Kahinin alengirli
söylenişi) 2050 yılından sonra ölmek diye bir şey olmayacak
deyince fena halde canım sıkıldı.
Öyle ya..
Sittin sene itişerek kakışarak nasıl hayat geçerdi?..
"Geçimsizin teki" damgasını yedin mi ,yalı kazığı gibi
kalırdın ortada..
Ondan sonra kendin gibi kazmalarla otur dur.
...
Düşündüm de...
Baktım olacak gibi değil şimdiden kendime çeki düzen
vermeye karar verdim.
Nerden baksan daha o günlere kırk sene var..
Gerçi kırk sene dediğin nedir ki?Göz açıp kapayana kadar
gelir geçer.(Gözü kapayıp açamamak da var işin içinde ama..)
Yani elimi çabuk tutmam lazım.
O zamana kadar belki normalleşmeyi becerebilirim..
Kim bilir...


Not:Artık o çeşme yok.Yerinde borular var.Resim ise o
çeşmeden kurtarılabilen kısma ait.

9 yorum:

Çağlar dedi ki...

keyifle okudum. köy gezilerimde ineklerle çeşme başı sosyalleşmelerimi hatırladım.
yalak ne ilginç bir kelimedir diye düşündüm. yalamaktan... komik.

Adsız dedi ki...

o duruş.. ergonomiktir..iyidir..
kıkırdama efekti eksiği ile..
güzeldi yazı..
ama müzik bitirdi zaten.. =)
atalet

Gergin dedi ki...

Atalet..

Müzik Bitti'nin tavsiyesi..
Kendi buluşummuş gibi yapıp
hak yemiyelim..:))
...
Kıkırdama efektinin dışında
daha kafanın duruşu,saç,baş
işleri de var da,uzatmak
istemedim.
Ha;bir de o esnada kalçanın
duruşu da unutmayalım...
Bence en güzeli de o diceem
ayıp olacak..:))
...
Pollyanna'ya karşı cadı ha..
Yine ters tarafından kalkmıştın galiba..:))

Çağlar...
Gerçekten de yalak yalamaktan geliyor olabilir.
Resmen suyu yalıyorlar çünkü..
Bir defasında geziye giderken
görmüştüm.Adamlar o yalakları
öyle fonksiyonel yapmışlar ki
hangi cins ve boyda hayvan
gelirse gelsin eli boş dönmesinin imkanı yok.
O kadar güzel tasarlanmış.
Yalak deyip geçmeyelim yani..

oya dedi ki...

eskiler (ki haşa hocam.. sizi tenzih ederim :)
eskilerin yokluklarını anlatırken o kadar güzel ve sevimli anlatırlar ki
(ör. eskiden buzdolabı yoktu,
tel dolap vardı, ahh ahh)
alıştığın refahtan tiskinesin,
"tüüü.. irrezill buzdolabı, hayatımı mahvettiiin!" diye söylenesin,
sürünesin gelir..

siz de öyle bir anlatmışsınız ki,
bir an içimden
evdeki boruları sökesim geldi valla..
(çarpılcam şimdi.. töbe töbee)

şimdiki neslin çeşme başı da
feysbuk işte hocam..
bundan 50 sene sonra
(yani aşağı yukarı sizin ölümsüz olduğunuz döneme tekabül ediyor)
"ahh yavrruum.. ananızı ilk feysbuk resminden görüp de beğenmiştim.." diyen dedelere rastlama olasılığımız yüksek yani..

neyse..
ben de istersem bu yorumu sündürebilirim..
o yüzden burda bitireyim en iyi..

Gergin dedi ki...

Oya..
Küçük bir yanlış anlama olduğunu sanıyorum.
Benim eskiye yönelik merakım
yok.
Ben hiç bir zaman içinde
bulunduğum zamanın nimetlerinden
tatmin olmadım ki..
Hep fazlasını istedim.
Elimdekiyle yetinmeyip,hep
gelecekten bir şeyler
tırtıklamaya çalıştım.
O yüzden eskiyi ballandıra ballandıra anlatmam mümkün değil.
Hele o hamam böcekli tel dolaplarını..
Çok özleyen kucağına alsın
yatsın canım.
Paşa gönlü bilir.:))

Benim çeşme merakım ise
"gönül hatun ister,çeşme bahane"
düzeyinde.
Şimdinin çeşmesi dediğin feysbuk'a
gelince,hiç bir alakası yok.
Senden farklı olarak hem çeşmeyi
biliyorum hem feysbuku.
Aradaki uçurumu görebiliyorum.
Bir kere insanların gerçek olup
olmadıkları belli değil.
Ya yaşları sahte ya da fotoları..
Mesela bugün online olanların
içinde hatunun biri beni dürtmüş.
(Bu lafa da hasta oluyorum ya)
Baktım yaş hanesine 25..
Fotoya baktım ninemden hafif genç.
"Herhalde kendini göstermekten
utandığından halasının resmini
koymuş zahir" dedim..:)))

Ortalıkta güzel bir kafa var ama
altında ne olduğu belli değil.
Belki de altında bir balina yatıyor.
Ama çeşme başında her şey ortada.
Eni boyu endamı..
Şimdi ayıp olacak ama,çeşme
başında sıra beklerken belki saçı
burnumun önünde uçuşacak..
Kokusunu duyacağım.
Testi taşımasına yardım edeyim
ayaklarına belki eli elime değecek filan.
Feysbukta bunlar yok ki..
Her şey senin hayal gücüne kalmış.
Kafa görüntüsünü beğendiysen alt
kısmını da sen kafana göre ayarlıyorsun işte..

Yahu "şu an ne yapıyorsun" diyor,
laf olsun diye "geğiriyorum"
yazıyorum,o da altına "bunu beğen,
paylaş,arkadaşına gönder" yazıyor.
Nesini paylaşacaksak artık..:)))
Şimdi böylesine gerzek sitenin
buluverdiği adamdan ne hayır gelir ki?
Daha ne desem bilemedim..

Adsız dedi ki...

hahahahahahahah.....
hahahaahhahaahhaahhahah
feysbukta görünmeme nedeniniz bu mudur.. =)
atalet........

oya dedi ki...

hocam..
ayıp olmazsa birşey diycem..
gerçi ayıp olsa da diycem,
olmasa da diycem..
yorumu yazıdan daha çok beğendim :)

ve bir hamiş:
yanlış anlama yok..
en azından benim açımdan yoktu..
sadece olaya bir de o açıdan yorum katayım diye şeettiydim..
iyi ki de öyle etmişim :)

Gergin dedi ki...

Atalet..
Ney bu kadar çok güldüğünü anlayamadım.
Feysbukta niye görünmüyorum ki,
onu anlamadım.
Görünüyorum.
Hemde son fotoğraflarımla..
Güncel..
Üstelik blogda da yayınladık.
İnter Mahir olma bahasına..
Altı üstü belli şekilde..:))
Yani altta balina yok.
Daha ne olacaktı ki?


Oya..
İyi ki başka açıdan "şeyetmişsin"
O sayede eteğimdeki taşları
döktüm.:)))

ATALET dedi ki...

eh ben bunu görmemişim..
yok didişesim filan yoktu..
ya ben bazen acaba olduğumdan tuhaf biri gibi mi tanıtıyorum kendimi diye düşünüyorum..

bol hahahaların nedeni..
sağduyulu bir yazı olması..
hele de bir ..
resim kroplama meyli var ki..
200 kiloluk güzel yüzlü bir kızın resmini.. kroplayıp..
feysbuk profil resmi bu..
altına resmin tamamını koymuşlar..
aslı da bu.. diye..
onu çağırıştırması idi sizin dedikleriniziz..

gelelim..
feysbukta görünmeme nedeninize..
görünme.. resimsel anlamda değildi..
yani görünüyosunuz. da..
pek uğramıyorsunuz.. aktiviteleri müzevirliyor ya feys aracı..
hiç aktiviteniz yok anlamında söylenmişti..

neyse sanırım başka bişi kalmadı..
yanlış ifade ettiğim..
kaldıysa da..
yukardakiler gibi..
"anlatım hatası"dır..
üzerinde durmayın..
iyi akşamlar..