5 Nisan 2009 Pazar

"Sorun acilleme"



"Sorun acilleme" gelecekte olması muhtemel bir sorunu
içinde bulunduğun zamana taşıyıp sanki bugün oluyormuş
gibi ele alınması hali...
Aslında sorun çok ötede..
Hatta belki de o gün geldiğinde sorun olmaktan bile çıkmış olacak.
Hiç bir garantisi yok;olabilir de olmayabilir de...
Ama sen daha bugün oluyormuş gibi derdine düşüp keyfini
kaçırıyorsun.
İşte son günlerde herkesin bir ucundan tutup çekiştirdiği
ilişkilerde yaş meselesini kendi sıpalarım için düşünüp,acaba
günün birinde karşıma kendilerinden küçük ya da büyük
birisiyle çıkıp gelseler nasıl tepki verirdim diye düşündüm.
Yani çok lazımmış gibi sorun acilledim.
Daha birisi 11 diğeri 13 yaşında..
Bunları düşünmem için vakit epey erken..
Gerçi ufaklık son zamanlarda bi dümen döndürüyor;farkındayım.
Büyüğü burnundan kıl aldırmaz bi tip de,küçük öyle değil.
Daha birkaç sene evvel karşıma geçip "elalemden duyacağına
benden duy" hesabı birinden hoşlandığını söylemişti.
Ben de "söyle o hıyara,bu sene mayo filan alıp boşa masraf
etmesin;kırık bacaklarla denize filan giremez" dedim diye
epey bozulmuştu.
Neyse..
Soruyu kendime sordum da,cevap vermek hiç işime gelmedi..
Çünkü işin ucu orasından burasından bir şekilde bana
dokunduğundan tarafsız cevap vermem mümkün değildi.
Kendi kendime "zaten sana soru soranda kabahat" deyip
cevap beklemekten vazgeçtim.
Ancak gerçek olan bir şey var ki,hiç bir erkek kızlarını öyle
kolayca kimseye kaptırmayı istemez.
Kapıp götürecek bir daha da getirmeyecek sanır.
Sanırım kendim gibi birini denk getirirsem gözü kapalı
tamam derim de,başkası için biraz zor.
Aşırı sahiplenmeye bağlı feci kıskançlık hali dışında kendimde
kusur bulmam.
Gerçi bunu da kusur olarak görmem ya..
Kadın kısmı da bir alem.
Sarıp sarmalarsın,sevgi manyağı yaparsın,her şeyden kendi
gözünden bile sakınırsın,ama o şımarır,sıkılır.
İpin ucunu salarsın ne halin varsa gör diye bu defa da kendini
sudan çıkmış balık gibi hisseder,bozulur.
En iyisi Oya'nın dediğini yapıp çiçek gibi ne susuz bırakmak
ne de bol bol sulamak ama,işi gücü bırakıp durmadan dibini mi
kontrol edeceğiz?
Biraz da kendi çaba göstersin,ne yapmaya çalışıyor bu diye
anlamaya çalışsın.
Aslında anlamasına anlıyor da..
...
Düşündüm taşındım,sonunda şu karara vardım:
Galiba yapılması gereken hiç hoşuma gitmese de telkinde
bulunmamak.
Çünkü bu iş,onu alma bunu al denilebilecek eşya gibi bir şey
değil ki...
Onda yanılırsan sadece maddi zararın olur,ama beri tarafta
hayat akıp gidiyor.
Kimsenin hayatını kendi keyfine göre yönlediremezsin.
Çocuğun bile olsa..
...
İnsan hayatını bir yere kadar kabaca programlayabiliyor.
Ondan sonrası için yapabileceği bir şeyi yok;detaylar doğaçlama
gelişiyor.
Mesela "filan okula giderim,sonrasında şu işi yaparım,evlenirim,
iki de çocuk yaparım" gibi kabaca bir plan yapabilirsin.
Ama sadece bu kadar.
Yaşam süprizlerle dolu.
İstediğine değil bir başka okula gitmek durumunda kalalabilirsin.
Haliyle düşündüğünün dışında bir meslek sahibi olabilirsin.
Kafana takıp beraber olduğun kişi hiç de senin düşündüğün gibi
birisi çıkmayabilir.
Evlenirsin ama çocuk sahibi olamayabilirsin.
Veya olursun da,senin istediğin cinsiyette olmayabilir.
Sakat,özürlü olabilir vs.
Eli ayağı düzgün diye beğendiğin kişinin başına kaza bela bir şey
gelir ağzı burnu bir tarafa gidebilir.
Ortada görünür hiç bir şey yokken akşam sağlam yatıp sabah
bir daha uyanmayabilir.
Veya aynı durum senin için de geçerli olabilir.
Belki de bunların hiç biri olmaz,her şey yolunda da gidebilir.
Tam da arzuladığın gibi...
Peki hayat bu kadar süprizlere açıkken neye göre başkalarının
tercihlerine burnumuzu sokacağız?
Hem neyden ne kadar eminiz ki akıl verebilmek için?
Şahsen ben iki sıpayı da adım gibi bilirken "bunları kapanın
sırtı yere gelmez" diye garanti veremem.
O zaman?

Güya biraz fikir jimnastiği yapmak istemiştim ama vardığım
sonuçtan hiç memnun olmadım.
En iyisi ben bunların turşusunu bari kurayım.
Şimdi bunları yazdım diye,kolayca teslim olacağım da
sanılmasın!

10 yorum:

Ada dedi ki...

Ben müsait olunca gelip yoracağım bu konuyu :)

Gergin dedi ki...

Umudum sensin zaten:))

Bu arada ben geçmiş olsun
diyene kadar iyileşmiş olacağını
düşündüğümden bir şey söylemeyip
sessiz kaldım.
Yine de diyebilirdim de..
Samimiyetten yoksun şirinlik
olurdu.
Bilesin..
Meseleden haberim var yani..

Çağlar dedi ki...

Ben de gelecem.

Adsız dedi ki...

ben sadece takdir ettim diyeceğim..

yani ele verir talkını kendi yutar salkımı durumu olmamış..
bilakis empati gördüm sanki=)

ve evet..
insan evde bir kız yetiştirirken.. bir hiç olduunu pek anlıyor..
yani görüyorsun söylemek istiyorsun.. tutuyorsun kendini..
arada bişi kaçırınca da.. ohoo kim dinliyo ki zaten..

=)

bi öncekine de..
siz kimseyi kırmazsınız çevreniz sizi tanıdı zaten.. der..
giderim..
diğerleri gelip yormadan..=P

atalet

Gergin dedi ki...

Çağlar..
Bekliyorum..
Baya ağır yazacaksın anlaşılan..:))

Atalet..

Dediğin gibi,kendi istiyorsa kim
durdurabilir ki?
Çok sıkıştırırsan çeker gider,
"beni merak etme" diye öteden
telefon açar.:))

Tek çıkar yol,örnek olarak benim
sağlam olmam.

Hani rapid'in premiumu,
yazılımların pro versiyonları
gibi benim hanemdeki özellikler
daha çok ve yeşille puante edilmiş olması lazım ki birilerini
değerlendirirken ellerinde
örnek veri olsun.
Belki o zaman kolayca önlerine
çıkana balıklama atlamazlar.
Gerçi şimdiki versiyonların
çoğu free veya kullanım kıstlamalı.
Seriallerini ya da cracklerini
bulsanda bi halta yaramazlar ya..

Yahu bizimkisi bir umut işte..:))

alpernatif dedi ki...

Şimdi çocuk sahibi olmadan buradan gazel okumam yanlış gibi geldi
Şöyle yapın desem olmaaaaaaz
Böyle yapın hiç diyemem

Yorumu çocuk sahiplerine bırakıp aradan kaçayım ben :))

(Ama kızım olsa onu benden alacak damatta popo ister,ayrı )

Gergin dedi ki...

Alper...

Al benden de o kadar..
Hatta artık kim olacaksa o
hıyar,iç güvesiyi yapıcam.
"Ulan ikinizde şurda gözümün
önünde duracaksınız;ne halt
ettiğini görücem" deme
ihtimalim yüksek.
Hakikaten de "sorun acilledik"

Hem o zamana kadar bamya köküne
kıran girmeyeceği ne malum?

Ne diyorum ben yaa..
Ateşim filan da yok gerçi de:))

Ada dedi ki...

Geldim :)
Öncelikle, her yazdığım yazıya yorum beklemiyorum ki ben. Okunmak
yeter. Ne kendim ne de başkaları için böyle şeylere takılmam :) Laf olsun diye samimiyetsiz yoruma karşıyım zaten. Bu arada iyileşemedim hala :(

Senin kızların olgun erkeklere aşık olmalarına ( ki illa olacak diye bişi yok ) daha çok var...

Ancak suları bulandırmak istemem ama bildiğin üzere boyfriend edinme yaşı iyice düştü artık...
Şu anki tutumun yapılabilecek en doğru şey gibi görünüyor :)
Çocukları ne kadar çok sıkarsan o kadar tersini yapıyorlar çünkü..

Kendi arkadaşlarımdan biliyorum, kimin babası erkeklerle konuşmasını yasakladıysa o gidip çok daha fazlasını yaptı...Babam bana hiç şu yasak, bu yasak diye bir sınırlama koymadı mesela..
O yüzden de erken yaşlarda fazlaca meraklarım olmadı :)
( bir tuhaf cümle oldu bu, neyse..)

Hani derler ya "kızın tahtını yapabilirsin ama bahtını yapamazsın" diye..O yüzden en iyisi
hayırlısını dilemek. İyi insanlar çıkar inşallah karşılarına...

Çaktırmadan uzaktan izleyip, gerektiğinde müdahale etmeli galiba :)Yalnız düşündüm de;
Damat beyler eğer tarafından kabul görüp, onlara kanın kaynarsa şanslı olacaklar..Eğer ısınamazsan vay hallerine :)

Gergin dedi ki...

Son cümleden başlar evet derim.
Korkum sünepe gibi tip getirmeleri.
...
Ben yaştan bahsederken sadece
olgun demedim.Aynı zamanda
küçük de olabilir..
Ki ona pek razı olmam.Hatta aynı
yaşta olmalarında da..
(Şİmdi buna da kızanlar olacak da..
yalan mı söyleyeyim canım..)
Çünkü kadın fizik olarak daha
çabuk yaşlanıyor.
Sonuçta üzülme ihtimali fazla.
Son olarak geçmiş olsuna
gelebilirsin diyorsun yani..:))

Ada dedi ki...

Evet kadının küçük olması daha iyi hocam :) Geçmiş olsuna gelebilirsin demek istemek gibi birşey aklımdan geçmedi valla..
Yeni yazı yazmaktı niyetim ama nette sorun var, çoğu sayfa açılmıyor :(