22 Mayıs 2009 Cuma

Kerime Nadir,Twilight vs.



Bugün blogları dolaşırken Tv'de sabah yayınlanan "kadın
programlarına farklı bir bakış" adı altında bir yazı okudum.
Blog sahibesi mealen:Kerime Nadir'in romanları yüzünden
on yedi yaşında aşık olup evlendiğini-burada bir saplama
yapayım.Ben de Kerime Nadir'in yabancı versiyonu Barbara
Cartland okudum bol miktar.
Ancak hiç aklımdan öyle bir şey geçmedi.
Hatta sanki sünnet edeceklermiş gibi köşe bucak kaçtım bu
işlerden.Gerçi sonuç değişmedi ama..
Yani etkisi tartışılır-kızı doğar doğmaz da o kitapları ortalıktan
kaldırdığını,kendi durumunu kızının öğrenmemesi için de
karı koca ilginç fikirler geliştirdiklerini,sonunda da imdatlarına
Serap Ezgü'nün programının yetiştiğini,çünkü kızı ne zaman
TV'yi açsa kocasından dayak yiyen kadınları gördüğünü söylüyor.

Gelelim bu mevzunun benimle ilişkisine..
Bundan iki ay evvel iki hatun adayı ile beraber şu meşhur
Twilight'ı izledim sinemada..
İzleyen bilir,Twilight bir aşk filmi.
Taraflardan birisi vampir olduğuna göre fantastik aşk hikayesi
demek daha doğru.
Neyse,bu iki sıpanın beni bu filme götürmekteki ısrarlarının nedeni,
kendilerinin ifadesiyle her ne kadar "daha zevkli oluyor" ise de
aslında âlâkasının olmadığını ,asıl sebebin filmden payıma düşen
bazı dersleri almam gerektiği düşünüldüğünden getirildiğimi
anlıyorum.
Şöyle ki:
Filmin bir yerinde kız erkek arkadaşını eve babasıyla tanıştırmaya
getiriyor.Oğlan dışarda beklerken kız babasına meseleyi anlatıp
alıştığımız klişe lafla "ona iyi davran" diyor.Babası da melek olacağını
ima ediyor ve film benim açımdan misyonunu tamamlamış oluyor.
Yani o dakikadan sonra sinemadan çıkıp gitsem nereye gidiyorsun
diyen olmayacak.
Bilmem anlatabildim mi?
Devam edelim...
Filmin arkasından sinemadan çıkılıp kitapçıya gidiliyor,beş ciltlik
Twilight kitaplarından halen piyasada bulunan üçü alınıyor.
Bir kitap tavsiye edildiğinde ilk sorunun "konusu ne?" olması
gerekirken "kaç sayfa" diye soran bu iki sıpa kişisi her biri dört
yüz küsur sayfalık kitabın yarısını o gün okuyor.
Ertesi gün de ders aralarında okumak için okula götürüyor.

Neticede serinin tamamı kısa sürede hatmedilmiş olup,halen
ikinci defa okunmakta..

Önceleri "David'i siz alın Bella'yı ben" diye dalga geçerken bu
blogda okuduğum yazı birden aklımı başıma getiriyor ve bir
adet odun ediniyorum.
Eee..
Ne demişler kızını dövmeyen dizini döver.
Valla ayıptır söylemesi ben dizlerimi severim.
Şahsen canlarını yakmak istemem.
Ayrıca Bella'yı almaktan vazgeçmedim ama kızları da David'e
kaptırmaya hiç mi hiç niyetim yok.

Bilgilendirici not:
Her ne kadar "odun edindim" desem de zaten odunu bunlar
doğar doğmaz edindim,biiir...
Aşk filmini aşk filmi yapan,ağzının suyunu akıta akıta izlemeni
sağlayan şey aslında film değil ,bizzat izleyenin kendisi ikiii....
Yani ,kafanda kadın/erkek yoksa aşk filmi de yok.


11 yorum:

Adsız dedi ki...

üretim dönemindeyiz..
=)

aynı sahne bizim evde de oynandı..
ayrıca kitap ısrarla bana okutuldu..
film bunun yanında hiç bir şey diye..
ikinci kitapta aşık vampir.. hamile kızı bırakıp gidiyor..
kız başka bi vampirle aşk oyunlarına dalıyor..
sonra.. geri dönüyor filan..

benim çekirdeğin çekip giden vampire ettiği küfürleri duymanız gerekirdi..

ama aslında bu filmin esas tehlikeli tarafı..
vampir filan işlerinin bir "ayrık otu oğlan" bulma duygusunu körüklemesi..
yani bu vampir simgesi.. okuldaki en garip davranışlı oğlan tanımına uymakta imiş..
=)

zaten eğer.. gugla emo yazıp görüntü aramaya girerseniz.. bi sürü ayrıksı oğlan var..
=P
kız da..

sanırım ergenlerin canı sıkılıyor..
ama kalıcı etkisi olmaz..
onlar zaten bizim jenerasyonu ..
ezik buluyor..
=)

ve o odunu siz şimdiden saklayın bence..
sonunda kızların eline geçebilir =P

atalet..

gül dedi ki...

:))
onların gözü ile yeniden büyümek , onların gözü ile yeniden aşka bakmak güzel ...:))

Şarküteri dedi ki...

Ebeveyn ve çocuk ilişkileri beni aşan bir konu. Ama genç insanların her dönemde bir farklı görünüş-duruş çizme dertleri var sanırım. Benim gençliğimde tavuk götü saç modaydı mesala :) Arkaları uzun bırakıp jöleyle kabartıyorduk ki tavuk götüne bire bir benzesin. Hey allahım... Şimdi emo diye bir şey çıkmış "emotional guy" demekmiş. Saçları horoz ibiği (kümes hayvanları rol modeli olmaya devam ediyor) gibi dikeltip dar pantolonlar falan giyiyorlar. Duygusal erkek kavramının görsel yansıması böyle imiş!... Bana bir tür dişi kimliğine yanaşma hamlesi gibi geldi ama hadi hayırlısı.

Emo' lardan pek zarar gelecek gibi gçrünmüyor ama öbürleri için odunu hazır tutun hocam.

Saygılar.

kendimden geriye baktım dedi ki...

şimdi babamı daha iyi anlıyorum:) saygılar

Gergin dedi ki...

Atalet;
Aslında ben "ayrık otu" tipi
adamı severim.
Aykırı olsun ziyanı yok.
Sürüden olmasın farklı olsun.
Yalnız bu emo türü sünepeleri
hiç sevmedim.
Allahtan sıpalar da sevmiyor,
dalga geçiyorlar.

İlginç olanı en çok hoşlarına
giden taraf oğlanın korumacı,
kıza sahip çıkan tavırları.
Günümüzde pek tutulmayan bir
tavır diye biliyorum ama,
demek ki yeni seride vaziyet
böyle..

Odun meselesine gelince..
Bak o hiç aklıma gelmemişti.:))


Gül;
Onların gözündeki aşkı ben
pek tutmadım;dozajı düşük.
Yağı alınmış light ürün gibi..
Şimdi "nerdeee bizim
zamanımızda..." diye başlayacağım,
olmayacak..:))


YEC;
Yahu bu nasıl yansıma?
"Seni gördüm tüğlerim diken
diken oldu" der gibi..

Dediğin saç modelini de hatırlıyorum;ucunda bir yumurtası
eksikti.:))

"Dişi kimliğine yanaşma" meselesi
ise enteresan.
Kim kendine benzeyene ilgi duyar
ki?
Sanırım gelip geçici bunlar.
Döneceklerdir yine klasiklere..

Atalet'in dediğini duyduktan
sonra odunu asla elimden
bırakmam.:))


Kendimden geriye baktım;
Bu yoruma bakarak hayırlı bir
iş yaptığım söylenebilir mi?
:))

gül dedi ki...

Aşk dozaj düşük, light yaşıyorlarsa bu onların hatası yada eksiği değil nasıl öğredilerse ,ne gördülerse onu yapıyorlar bence .:))
Ahh eskiler de pek beceremedi aşk bence:))

Gergin dedi ki...

Gül;
Bu pek öğretilecek bir iş değil.
Bu duruma isim de koyamıyorum
yorum da yapamıyorum.
Belki yeterli malzeme yoktur:))
...
"eskiler de pek beceremedi aşk
bence.."

İşte buna itiraz ederim.
En azından kendi adıma..:))

gül dedi ki...

biz eskiler deyim söze girerken:))
aşkı meşki bir tarafa bırakıp dünyayı kurtarma ütopyasının peşinde koşarken bir sabah postal sesleriyle uyanınca sudan cıkmış balık gibi kala kaldık :))
bu yüzden jenarasyon bozuk ,gene bence deyim:))
illede benim fikrim olduğunu belirtmek hoşuma gidiyor,dedim ya jenerasyon..:))

Gergin dedi ki...

Gül;
Aşk meşk konusunda fazla
ahkam kesmek benim haddim
değil.
Hele bir kadınla bu konuda
düelloya girişmek hiç akıl kârı
değil.
O yüzden sustum.
Yalnız "aşkı meşki bir tarafa
bırakıp.."la başlayan cümleye
katılmam imkansız.
Valla ben de başkalarından duydum,
bu iş öyle kafana göre canının
istediği zaman kenara
koyabileceğin türden bir şey
olmadığı söyleniyor.:))

Ayrıca fazla "eskiden" lafı
kullanma..Çünkü milletin aklına
hemen tel dolap geliyor,haberin
olsun..:))

kendimden geriye baktım dedi ki...

elbette:)

Gergin dedi ki...

kendimden geriye baktım;
Buna sevindim.
Ara sıra da olsa işe yaradığım
için..:))