26 Ağustos 2009 Çarşamba

Alkole bandırdığım filmler



Eskiden beri bir punduna getirdi mi "sizin yüzünüzden sinemaya bile gidemezdik"
der valide.
Hatta bir keresinde nasıl olsa açık hava diye güvenip yazlık sinemaya gitmişler;
ben problem çıkarınca da filmi yarıda bırakıp eve dönmek zorunda kalmışlar.
Anlatır anlatır bunu anlatır.
Hem de her fırsatta..
İşin ilginç yanı kafayı yarıda kalmış filme takmamış da,iki kişinin çarşaf içinde
sallaya sallaya beni eve getirdiğine,çarşafısallarken de kollarının kopma derecesinde
acıdığına takmış..
Ha bir de,iki kişi çarşafı sallarken üçüncü bir kişi de (muhtemelen teyzem) el feneriyle
gözüme ışık tutarmış yoksa ciyaklamaya devam edermişim.
Karanlığı pek sevmezmişim çünkü..
Lafının sonunda "cins olacağı o zamandan belliydi diye lafını sokmayı da ihmal
etmez.

Aslında bunları tekrar tekrar dinlerken epey eğlenirim.
Hikaye eskidir ama Allaha şükür,dediğim gibi her fırsatta lafı edildiğinden her
daim güncelliğini korur.
Geçenlerde yine bir fırsat doğdu başladı yine anlatmaya..
Gerçi fırsat doğuyor mu yoksa yaratılıyor mu ondan şüpheliyim ya neyse..
Sonunda dayanamadım yahu beceriksizliğinizi benim üstüme niye
atıyorsunuz?Çocuk yetiştirmekten anladığınız yok ki..
Ninenizden kalma usullerle çocuk yetiştirmeye kalkarsanız olacağı
bu dedim.
Bozuldu tabii..
Eskiden olsa seni de görürüz derdi de,şimdi gördüklerine söyleyecek lafı olmadığından
gıkını çıkarmadı.
"Biz o zaman o kadarını bilirdik öyle yaptık;siz daha iyisini yapın" diyerek duygularımı
sömürdü sadece..

Herhalde okuyucu kısmına verdiğim üstü örtülü mesaj alınmıştır.
Neyse,merak etmeyin;günün birinde "yeni başlayanlar için alışılmışın dışında çocuk
yetiştirme teknikleri" adı altında bir yazı dizisi hazırlamaya niyetliyim,artık oradan
istifade edersiniz.
Noolacak canım;elimizde kalacak değil ya..

Ha bir de validenin çaktırmadan söylediği bir laf vardı.
Onların zamanında şimdiki gibi çocuklar kaynanaya ya da kayın valideye bırakılmazmış.
Ben de derdim ki " mesaj vermeye çalışıyorsan hiç zahmet etme çünkü benim hiç öyle bir
niyetim yok.
Bıyık altından gülerdi,görüşürüz gibilerinden..
Ama görüşemedik.
Çünkü bugüne hiç bir nedenle hele hele de keyfi olarak birilerine bırakmadım çocukları.
"Birini önüme birini arkama sararım dalgama bakarım" dedim,öyle de yaptım.
Yani etimden et keserim kasaba minnet etmem hesabı..

Uzatmayalım,ben kafayı çocuklara takıp onlara rağmen sinemaya da giderim diskoya da
havası basarken meğer sorun olan çocuk değil benmişim.
...
Daha büyük sıpa bir ya da bir buçuk yaşlarında falan..
Valideye gösteri mahiyetinde kalktım sinemaya gittim.
Yaz günü..
Sinema otelin birinin terasında..
Sinema düzeni aynen şöyle:
Koskoca bir teras..
(Üzeri açık,havadar yani..)
Tam ortasında bar.
Barın bir yanı sinema diğer yanı restoran..
İster restorana geç bir yandan atıştır bir yandan kafa çek,istersen yine al içkini geç sinema
kısmına filmini izle...
Evde sinema keyfi gibi..
İlk gittiğimde bayıldım bu sisteme..
Hani hoşuna giden bir yere geldin mi insan da "hergün gelelim" havası olur ya..
Aynen öyle..
Hergün değilse bile sıklıkla gittim oraya..
Herşey güzeldi de bir türlü başı bütün film izlemeyi beceremedim.

Otele zaten bir iki tek atmış vaziyette geliyordum.
Gelir gelmez orada da elime bir bardak tutuşturuyorlardı.
Ondan sonra başlıyordum içkiyi yudumlaya yudumlaya film izlemeye..
Eğer ufaklık uyanırsa onu kucağıma alıp bir yandan film izliyordum bir yandan da
gezdiyordum..
Gelip arada bir fırt çekip kaldığım yerden devam ediyordum..
Yalnız bu lafa bakıp da kimse "vayy sen çocukla ilgilenir miydin?Bunu yapacak
münasip organ var mı sen de" gibisinden laf etmeye kalkmasın.
Biz sadece odunuz dedik,öküz değil..
Üstelik deveye havudu yük olmaz.
Ki bunu yapmaya çoktan gönüllüydüm,çünkü ister istemez az içtiğimden iyi geliyor,
o sayede filmi tamamlamayı başarıyordum.
Normalde de de tamamlıyordum ancak ertesi günü filmin sonunu hatırlayamıyordum.
İşin kötüsü birine noolduydu diye soramıyorum da..

İşte Schindler's List alkole bandırdığım filmlerden sadece biri..
Ancak takdir edersiniz ki sonuncusu değil..
İki gündür bir arkadaşla bu film üzerinde görüştüğümüzden bu mevzu aklıma
geldi.
Çok lazımmış gibi ben de paylaşiim dedim.

Sonuç olarak bugün bir parça da olsa normale döndüğümden o tarihlerde sonunu
getiremediğim filmleri "alkole bandırdığım filmler" kategorisi altında toplayayım
dedim.
Sanırım güzel bir koleksiyon olur.
Yalnız çor çocuk ilerde bu anı dolu koleksiyonu birilerine gururla gösterir mi,orasını
bilemem.

Bu vesileyle bir şey daha doğrulanmış oldu.
O da şu:
Film sinemada izlenir.



34 yorum:

Şarküteri dedi ki...

Filmin kendi kadar izleniş şekli de önemli diyorsunuz yani. En kötü film bile uygun mezeyle, doğru alkolle alındığında beklenmedik güzel bir esere dönüşebilir, diyorsunuz. Bence güzel diyorsunuz. Ayrıca yanımızdaki kişi de önemlidir... Arkadaşşa komiklik yapıp kikirdenir, karşı cinsten arkadaşsa beraber komik hallere düşülür... Ve kesinlikle sinema, sinemada izlenir.

şengülce dedi ki...

Arkadaşım merhaba sinema deyince aklıma gelen annemin beni nerdeyse sinemada doğurmasıymış annem hep anlatırdı film bitene kadar hastaneye gitmemiş yazlık sinemalar ayrı bir keyifti eskiden biz giderdik babamız evin bahçesinde rakısı demlenirdi gelmezdi bizimle rajonu bilirdi kafa dinlerdi iyi günler arkadaşım ..

Adsız dedi ki...

film izlerken tek bir diyaloğu bile kaçırsam filmi izlememiş gibi olurum..

o yüzden kitap okuma ve sinema izleme konusunda.. uyuzumdur.. huysuzumdur..

çocuk.. çoluk dost demem.. ayrım yapmam..
sadece ben gibi izleyenlerle izlerim keyifle..
o yüzden 19lukla birlikte izlemekten keyif alırım..dim demem lazım tabii.. artık favori sinema arkadaşı ben değilim =).. doğal olarak ve haklı olarak..

19lukla ilk gittiğimizde.. girerken.. sinemada yüksek sesle konuşulmaz.. fısıldanabilir demiştim.. konuşmadı.. fısıldamadı.. 90 dakika yapıştı ekrana.. ve duygulu bir sahnede.. gözlerindeki yaşı silerken yan gözle bana baktı ben ne durumdayım diye.. ogünden beri.. sürer bu.. hemen birbirimizin tepkisini kontrol ederiz..=)..
dönüşte..
sordu babası nasıldı oğlum diye.. baktı ve sinemada konuşulmaz dedi.. =)..

evde de terör estiriyoruz biz..=P..
hiç bi hareket olmayacak.. yoksa.. biz izlemeyiz.. protesto ederiz..=D..

çekirdekle ilk gittiğimizde..
popkorn kutusunun içi..
arka koltuklarda oturanlar..
halı döşeme tavan ve sinema perdesi ve filmden başka herşeyle ilgilenen .. bir çocuk olduğunu anladım ve bir daha asla gitmedik =)

şimdi arada nadiren..

yani ben senin gibi özverili değildim ..
olmayı isterdim..
ama değilim..

elbet benim de.. anne restlerini gördüğüm oldu..
ama bak o konuda.. hemfikirim..=D..

ay konuşasım gelmiş.. ve soluğu burda almışım..

=D..

atalet..

S.e.N.a.Y'ı anlamak dedi ki...

evet... bencede kesinlikle film sinemada seyredilir. her yer kapkaranlık olmalıdır. ses efekti kulakları sağır edecek şekilde dizayn edilmelidir. yazlık olan, tavanı açık olan sinemalara üstü açık bir arabada öpmeye doyamadığın bir sevgiliyle gidilmelidir. kafa onun omza düşüp filmin sonu içtiğinden değil uyuyup kaldığından seyredilmemelidir :)

gergin hocam sendeki valideye, sinema çıkışında seni susturmak amaçlı gözüne ışık tutan teyzeye bayıldım :)

Schindler's List filmini bugün bitirmeyi planlıyorum :P başınızın etini yedim filmi seyredeceğim diye ama değecek inşaallah :) birde o film harbiden çok dokundu bana... gerçi hitlerin zulmünü anlatan her türlü film etkiliyor ya beni neyse...

alpernatif dedi ki...

İlla ki film sinemada seyredilir
Ama benim sinemalarımda genel de filmi oturduğum yerde çevirmeye çalıştığım için,hangi filme gitmişim,konusu neymiş hep sonradan öğrenirdim

Ha, sonra evlendim de gittiğim filmleri mecburen seyretmeye başladım ayrı :)))

Adsız dedi ki...

=D
yazık ben yorumları okuyunca pek üzüldüm.....

sanırım bi kaç jenerasyonun..
sevgilisi ile gidillecek bi yeri olmaması gibi bi sorunu varmış =)..

atalet..

Gergin dedi ki...

Y.E.C;
Çok güzel özetlemişsin.
Durumu kısa ve öz anlatmaya
çalışsam bu kadarını yapamazdım.
Yalnız bir ilave..
Dikkat ettim,oturduğun yer bile olayın akışını değiştirebiliyor.
Mesela terasın havuzu gören
kısmına oturursan,iki film
birden izleme şansın oluyor,
kafan içmeden bile karışıyor..:))

Gergin dedi ki...

Şengül;
Valla buna sinema sevgisi
değil aşkı derim ben..:))

Bu sistemi erkekler mazeret
bulamasınlar diye kurmuşlar
galiba..

"Ne işim var sinemada..
Şurda serin serin kafa çekmek
varken" deyip kaytarmalarına
engel olmak için..
Vaziyeti görse hiç itiraz etmezdi sanırım..:))

Gergin dedi ki...

Atalet;
Hakikaten konuşasın
gelmiş.İyi de olmuş..:)

Film izleme konusundaki
hassayiyetin benim için de
geçerli.Fark şu:
Ben zaten baştan olacakları
kabullenmiş,bile bile gitmişim.
Ne görebilirsem kar yani..
Yoksa normal sinemada film
izlerken patlak darı yenmesinden
bile rahatsız olurum.

Bir de şu var..Orası sinema
değil.
Otelin sahibi sinemaya meraklı.
Etrafta yazlık sinema da yok.
İnsanlar yaz günü kliması da
olsa yüzelli oscarlık film de
olsa bir yere tıkılmak istemiyor.
E o da al sana imkan demiş.
Kendi zevkini millete açmış
bir bakıma..
Kendi evinde yapmaya kalksan
bundan iyi ortam oluşturamazsın.

Lakin bu iş kafası gözü fildir
fildir edenlere,kıçı başı
oynayanlara göre değil.

Son olarak kumarbazlığım hiç
yok ama rest çekmeyi severim.
İnsanı geliştirir.
En azından ben öyle düşünüyorum.
Yoksa bir çok şeyi belki de hiç
yapmazdım.

Bu arada,Çekirdek de çok
fenaymış ama..:)))

Gergin dedi ki...

Şenay;
Hımmm..
Demek epey bir Amerikan
filmi izlenmiş,bazı sahneler beğenilip kafaya işlenmiş.

Yahu biz sanat diyoruz,sinema
diyoruz sense neyin peşindesin.
Valla bu vaziyette sinema zor.

Malzeme listesi.
-Bir adet üstü açık araba
-Ara sıra sıkıldıkça ya da
filmde yeri geldikçe öpülecek
bir oğlan.
Tercihan omuzu geniş olanlarından.
Kafayı koyup arada bir kestirmek için.
Dar ve düşük olursa kafa iki de
bir kayar rahat edemezsin.
Başka?
Valla senin niyetin benden de
kötü..:))

Gergin dedi ki...

Alper;
Oturduğun yerde çevirdiğin
film değil,fragman.
Daha doğru söyleyişle "parça".
Ama soft parça..:))

Şimdikinin "sample"si yani..
Filmden alınma kareler..
Asıl film evlendikten sonra.
(Gerçi bunu sana söylemem bile
saçma da..Neyse..)

Şu zırt pırt kullanılan bir laf
var ya.."Otuz iki kısım,tekmili
birden "diye..
Aynen öyle işte.

Belli bir bir yaşa gelince
evlen evlen diye tuttururlar ya..
Belki de bu yüzdendir.
Dikkatini filme daha rahat
verebilesin diye yani..:))

gül dedi ki...

benimde aklıma sey geldi.)
memur cocugu oldumuzdan bulunduğumuz yerde her haftasonu filimler gelirdi..
Bu filimlerin müzikleri hoparlörlerle sinletirlerdi.
Filmi İzlemeye giderken
fonda emel sayın ferideyi söylüyordu bende başladım söylemeye feride feridee peşinden bir tokat geldi abimden..:)
sinemaya gidecen kişide pek bi önemli yani :))

cüzzamlı melek dedi ki...

Allah iyiliğini versin.

ben de nereye bağlıcak, diyodum...

yazı uzun olunca, benim ilgi dağılıyo bi parça

:p

Gergin dedi ki...

Gül;
Anlaşılan acılı ama
acılı olduğu kadar da
aydınlatıcı bir tokat olmuş..:)
...
En kısa zamanda karşılıksız
kalan "günaydın" karşılığını
bulacak.
Napiim,bir türlü sabah denk
getiremedim.

Gergin dedi ki...

Cüzzamlı Melek;
Uzun yazmaktan da
okumaktan da sana fenalık
geldiğini tahmin ediyorum
zaten..

Ufak bi giriş olsun eskiyi
yeni harmanlayalım derken
bir türlü işin içinden
çıkamadım ki..

Neticede "hem kekeme hem
geveze" durumu oldu.

Yani "beş dakikalık bir mevzu
için yarım saat vaktini alabilir miyim" vaziyetleri..

Valla bir beni durdursun..
Yorum bile çığırından çıktı..:))

Ada dedi ki...

Senin valide bana babaannemi hatırlattı...O da babamın bazı vukuatlarını sık sık gündeme getirirdi :)

Alternatif çocuk yetiştirme yöntemleriyle ilgili yazılar
yazman epey ilgi çekebilir, hazır nüfus patlaması da varken :)

Schindler's List'i izlediğimde çok etkilenmiş ve beğenmiştim, pek alkole bandırılıp izlenecek film değil ancak bittikten sonra epey içilebilir :)

Ben de sinemadan başka yerde film izleyemeyenlerdenim. Ve Atalet gibi düşünürüm :) Televizyonda izlediğim film sayısı yılda 1 bile değildir..

Bişi daha yazayım aklıma gelmişken :) Sinemaya film olsun da ne olursa olsun diye pek gitmem, seçiciyimdir...Çok kıramadığım biri olursa arada dandik filmlere gittiğim de olur tabii..Bir keresinde sevgilim hiç ilgimi çekmeyen bir filme gitmek istedi..gittik...Ama çok sıkıldığım için "sen izle sonra bana anlatırsın, çok uykum geldi" diyerek uyudum :)

efsa dedi ki...

yani tee sabah açtım şu sayfayı yorum saatim öğlen oldu. Bağlantı problemi yüzünden affet ne diyeceğimi unuttum zira :))))

gül dedi ki...

:))
saat gecenin 2 si ..
eee 30 ağustosa döndü gün:)
nice güzel yıllara hocam :)

Gergin dedi ki...

Gül;
Teşekkür ederim,sağol..:))

Gergin dedi ki...

Ada;
Yahu alt tarafı bir film
işte.Nedir yani bu katı
kurallar..
Hafif bir esneme bile yok.
Atalet'le senin yorumunu
okuyunca kendimi çok derbeder
hissettim;utandım.

Sanki sinemaya beraber
gidermişiz gibi de "bundan
sonra ikinizle sinemaya minemaya
gelmiyorum kardeşim;kendiniz
gidin" diyesim geldi..
Öölee üstüme alındım yani..:))

Gergin dedi ki...

Efsa;
Hiç sorun değil.
Her şeyde bir hayır vardır.
Belki de unuttuğun iyi
olmuştur kim bilir..

Başka birine kafayı takıp
onun niyetine yanlışlıkla
acısını benden çıkarabilirdin
mesela..
Demi ama..:))

İğnelermiş gibi olmayayım da..
Sırf seni rahatlatmak bakımından
söyledim,inan..:))

BabaHoroz dedi ki...

Başlık süpermiş.Televizyoncuların kulağına giderse kesin kullanarak hava basarlar

efsa dedi ki...

Yine geç kalmış bir mutlu yıllar gülümsemesi sunulacak sanırım size. :)) Gülün yorumunu okuyunca doğum gününüzmüş herhalde dedim atladım. Umarım gaflarımdan birini daha yapmıyorumdur.

Sevgi Gibi dedi ki...

hiii ay yoksa hala şişeyi ben sizi güya terk ettim diye mi bırakamadınız,hıı?
fakat müsterih olunuz reca etcem, balıklı rum'a yatırıcam ben sizi, başucunuzdan da bir an olsun ayrılmiciim artık.
henüz bir basın açıklaması yapmamış olsam dahi tercihim kati ve nettir: sizi seçtimmmm :)))
Alper ilen ilişkimiz bacı-abi ilişkisinden zerre şaşmayacaktır an itibariyle (eskisi gibi yüz vermiyor zira kendileri bana)
Hadi yine iyisiniz gergin beyyy :))

Not: ameliyat oldum ben, hiç geçmiş olsun demiyorsunuz ama siz bana :))

altın yumurtlayan tavuk dedi ki...

yaa bende şu başlığa taktım:)
"Alkole bandırdığım filmler"
bir nevi çorbaya banılan ekmek filan gibi bişey sanırım:))hehee

Gergin dedi ki...

Baba horoz;
Valla başlık konusunda hiç
mütevazi olamam.
Evet,çok feci başlık atarım..
O yüzden diyorum ya hep,yanlış
sektördeyim diye..:))

Gergin dedi ki...

Efsa;
"Mutlu yıllar gülümsemesi"
için teşekkürler.
Geç kalmış sayılmazsın;çünkü
bu konuda bilgin yok.
O yüzden gaf filan da yok..:))
Tekrar teşekkür ederim..:))

Gergin dedi ki...

Sevgi;
Ne diyeyim sana
bilemedim ki..
Ne güzel yazmışsın işte,ille de
sonunda bir çuval inciri telef
etmen şart mı?

Soru şu:
-Eskisi gibi yüz verseydi
ne olacaktı?

Başka sorum yok;sanık sizin
sizin.
...
Şaka bir tarafa ameliyat meselesinden benim haberim
yoktu.Konuyu bilmiyorum yani..
Geç de olsa geçmiş olsun
diyorum.
Eğer fazla yüklenmediysem
bunu nekahat döneminde olmana
borçlusun,bunu da bil..:))

Gergin dedi ki...

Altın yumurtlayan tavuk;
E sayılır diyelim..:))
Neticede ikisi de katık.
...
Bu arada ismin biraz kısa
söylenişi yok mu?
Mesela "arkadaşlar kısaca
bana şöyle der" şeklinde..
Yoksa bi şey diyemezler mi?
"Biraz sıkar" manasına yani..
Yazı üslubuna bakılırsa..:))

Hayır sorun değil de,bir gün
yazarken ya da okurken ruhumu
teslim edicem de o bakımdan.
Adamın nefesini tüketiyor
yahu..:))

Sevgi Gibi dedi ki...

Ahh ahh, şu bir çuval inciri telef etme meselesine takıldım ben şimdi ameliyatlı ameliyatlı :))
bunu her daim yapıyor olduğum için ömrümü böyle yalnız geçiriyorum işte ben. (bir mekanizma var sanırım içimde,kendini mahvetme mekanizması falan, ne bileyim)
Alper konusunda teessüflerimi bildircem size, ben sildi mi bir kalemde silen, sevdi mi tam sevenler grubuna mensup bir Havva kızıyım; icap ederse vuslatımın önündeki her maniyi ortadan kaldıracak kararlılığa da sahibimdir :P
Yeterli mi :))

altın yumurtlayan tavuk dedi ki...

heyy bana kısaca altın diyebilirsin dostum:)ruhunu teslim etmen beni altından kalkamayacağım bir vicdan azabıyla başbaşa bırakır.yok yok aman sakın benim adım yüzünden kendini helak etme altın de gümüş de pırlanta de.
değerli olan herşey benim adımın kısa yazılışı olabilir yeterki bana layık olsun:))))paha biçilemez olsun,kıymetli olsun aynı benim gibi yani hehehe:)

Sevgi Gibi dedi ki...

Pazar-lık dahi yok.
nerelerdesiniz?
neniz var kuzum sizin???

Gergin dedi ki...

Gold;
Okey dostum,dediğin
gibi olsun.
İsimle problemim yok ama,
hadiii;bilirsin işte..:))
...
Nasıl?Amerikanvari hava
verebildik mi yoruma..
Aslında "Gergin bu Altın.
Altın bu Gergin.Hadi ona
merhaba de" geyiğini de
eklemek lazımdı ya,neyse..:))

Gergin dedi ki...

Sevgi;
Fazla laf etmeyeceğim.
Biraz keyfim kaçık o yüzden
canım yazmak istemiyor.
Ağırdan almam ondan.
Ama yine de senin için karınca
kararınca ufak bi şeyler yapmaya
çalıştım.
Sevildiğini bil derim.:))