24 Ekim 2009 Cumartesi

Kadının içindeki gardiyan

mutfak dolabi

Bir kadına de ki, "dolap lazım mı?"
Kesinlikle hayır demez.
Çünkü mutlaka ortadan kaldırması gereken bir şeyleri vardır.
"Peki,kaç tane?" soruna desin ki "on beş"...
Boşver sen on'u beşi..Otuz tane yaptır.
İçiniz kalkmasın diye sanal tükürük kullandığım parmağımla
aha da şuraya yazıyorum;eğer anında otuzunu da tıklım tıkış
doldurmazsa namerdim.
Sanki mübareklerin ruhlarında gardiyan gizli..
Gaipten bir ses ona diyor ki,"tık!"...
O da tıkıyor;eline ne geçerse..
E haliyle tıkmak için kapalı mekan gerek.
O yüzden de gözü kapalı mekanlarda..

Mesela ev alacak ya da kiralayacak ilk sorusu şu oluyor:
-Mutfakta dolap var mı?"
Gardrop alacak,"kaç kapaklı?"
Yatak,bazalı....
Yahu karı kocayı üst üste koysan iki metre gelmiyor ama aldıkları
yatak iki kırk..
Neden peki?
Soru mu şimdi bu?Deminden beri ne anlatıyoruz biz?..

Koltuk takımı?
Ziktiret;çek-yat daha iyi..
Üstü misafir yatağı,altı (bazası) ardiye..
Ayakkabılık vs.filan?..
Mutlaka orasında burasında kapaklı bi yer olmalı.
Olmazsa da oldurmalı.

Şimdi denecek ki "e birader kap kacak takım taklavat dışarda kalsın da
toz toprak mı olsun?
Hem kadınlar tertip düzen meraklısıdır; nesi kötü ki bunun?"

Peki;bir şey lazım olsun arayın da, o tertip düzen dediğiniz şey bir işe
yarıyor mu görün.
-Benim bi şey olacaktı,nerdeydi o?
Başkasını bilmem;ama bizim evde bunun cevabı genellikle
şöyledir:
-Şimdi durup dururken o da nerden çıktı?..
Bi yere koydumdu ama..Bi düşünmem lazım.
...
Asıl amaç tıkıştırma olmasa da buzdolabının da kullanımı aynı.
O da hücre hapsi alanlar için..
Girenin sağ çıkması mümkün değil.
-Şurda bi sütlaç vardı,nerde o?
-Dolaba kaldırdım.
Dikkatinizi çekerim."Buzdolabına koydum" demiyor;"kaldırdım"
diyor. "Sütlaçın ayağını kaydırdım" demenin kibarcası yani...
Ya da "sizlere ömür" demenin..
Daha ben dolaba giren bir şeyin sağlam çıktığını görmedim.
Filmlerdeki gibi rutubeti,işkencesi bol cezaevi sanki..
Girenin ya ölüsü çıkar,ya da haşatı..
Buzolabından da "türlü" malzemesi..
Haliyle tıkılan şey gözden ırak olunca gönülden de ırak oluyor,
bir de araya başka şeyler girerse unutulup gidiyor.
Lazım olup akla gelinceye kadar da bir tarafları çürümüş oluyor.
E çürük çarık kısımları atılıldığından azalan zerzevattan da tek başına
adı belli yemek yapmak mümkün olmuyor.
"Akşama patlıcan" var diyemiyor mesela..
O zaman hepsini birleştirip "türlü" yapıyor.

Laf açılmışken bir şey daha..
Bu bozdolapları genelde ağzına kadar tıka basa dolu olduğu halde
niye elini attığında yiyecek bir şey bulunmaz?
(Yoksa bu bana özgü bir şey mi?)
...
Tabi bunları durup dururken yazmadım.
Dün akşam küçük ebatlı bir dolapla burun buruna gelip,yine kan
beynime sıçrayınca iki laf etmeden duramadım.
...
Ben evin sade döşenmişini severim.
Kaşım gözüm kararmayacak,ortalık ferah olacak.Eşyalar köy bakkalı gibi
üst üste binmiş,çorba gibi karışmış olmayacak.
Ne kadar sade olursa,benim için o kadar iyi..
Bilekten dirseğe kadar bilezikle dolu bir kol yerine tek ama zarif
bilezikli bir kolu tercih ederim .
Hem kolu görelim hem bileziği babında..
Kısaca biz buna "dekorasyonda minimalist yaklaşım" da diyebiliriz.
(Buyur?Kim neyim malist?Hay ben senin entel dantel havalarını yiyeyim emi!)
O yüzden kargaşa yaratacak,alan daraltacak her abur cubur sinirimi bozar.
Ancak son zamanlarda bu bana bir komplo mu diye düşünmeye başladım.
Bir nevi istifaya zorlama..
Hani işyerlerinde yaparlar ya..
Kendi ayrılsın,tazminat hakkı filan doğmasın diye..
Önce yetkilerini kısarlar,hareket alanını daraltırlar,alakasız görevler
verirler olmadı başka yere tayinini çıkarırlar.
Acaba diyorum gün gelecek bu ahşap zımbırtılardan eve giremeyip,
"doğal olarak" dışarda kalacağım ortam mı yaratılmak isteniyor?
Derken aklıma daha kötüsü geldi.
Acaba evde boyuma posuma kalıbıma uygun ahşap mamülü var mıydı?
Olur a;mazallah içine bir tıkarsa...
Cezaevine düşsen belki af maf çıkar yırtarsın da,ya bu dolaplardan...
Hadi "misafirlik" filan olsan geçici bir süre de olsa dışarı çıkma ihtimalin
var da..
Yahu meşhur Alkatraz'a düşsen bile kaçma şansın var da burda hiç
kaçarın yok!
Hay ben senin dolabının...

8 yorum:

Evren dedi ki...

dolap gerekli valla bak... cidden, şimdi ben mesela bir dolap daha olsa evde nasıl rahatlayacağım bir bilsen :)

Gergin dedi ki...

Evren;
Sadece bir dolap;öyle mi?
:)))

SiL BaştaN dedi ki...

Dolapsız bir yaşam. Asla düşünülmemeli. Gömlekler, pantolanlar zincirlenip asılmalı en güzelinden hücrelerine. Anahtarıda sadece bende olmalı istediğmde ben açmalıyım. Kaleminize sağlık. Saygılar...

cüzzamlı melek dedi ki...

ahahah

sayın abicim,
inanır mısın bende kadınsı o kadar eksik var ki, bi ara hormon testi yaptıracaktım.
dehşet komplekse girdimdi. saçlarım filan olmasa bildiğin erkek gibiyim.
neden?
kadınlara has bu "adamı deli eden" bi sürü huya sahip diilim.
be kadın, ne diye biriktirirsin. at gitsin.
ev dediğin 2 koltuk bi kanepe bitti.
koçtaştan portatif bikaç da kütüphane, tamam.
sonra evime gelen kadınlar aynı şeyi söylüyo:
ay ne şirin, gözü yormuyo, sade vs..
ee tabi, bit pazarı gibi yığmanın ne anlamı var.
bu kadınlar adam olmaz.
ben bi test mi yaptırsam?!
:ppp

Gergin dedi ki...

SİL BaştaN;
Zincirler,anahtarlar..
Görülen o ki orada durumlar
daha da vahim..:))

Gergin dedi ki...

Cüzzamlı Melek;
Teste gerek yok.
Ben genel hatlarıyla şöyle
bir baktım,gayet sağlıklı
görünüyorsun.

Sonuç:
-Bu hatundan her eve lazım.
:))

cüzzamlı melek dedi ki...

ahaha..

SiL BaştaN dedi ki...

Sadece ortalıktaki dağınıklık kalksın babında yani, gardiyan gibi davranmışım. Hiç yapmam ama alla allla, enteresan...