24 Eylül 2009 Perşembe

Teessüf ederim!


















Her yıl verdiği bayram harçlığını az bulduğumu üstü kapalı belirtip,"hayat
pahalı,biraz zam yapsaydık" imalarıma aldırış etmediği yetmiyormuş gibi
hazır verdiğini de kırpıp kuşa çeviren,dolayısıyla daha birinci günden moralimin
bozulmasına neden olan sevgili enişteme teessüf ederim.
Halbuki ben o parayı teminat gösterip bayram öncesi harcamıştım bile..
(Gördüm mü şimdi ebemin bir takım organlarını..Dimyat'a pirince giderken
evdeki bulgurdan da olduk..)
...
Şehrin göbeğinde mis gibi evi dururken gıcıklığına yayla diye dağ başına çıkan,
sonra da "el öpmeye hevesli olan buraya gelsin" diyerek bizi İsviçre Alpleri
kıvamındaki yerlere çıkmaya zorlayan,dönüş yolunda sel felaketiyle burun
buruna gelmemizi sağlayan sevgili valideme teessüf ederim.
O selde ölüp gitseydim,"daha ellisini de yeni geçtiydi,gepegençti yiğidim aslanım
" diye ağlamasını bilirdi ama..
Allah'tan "yiğidim aslanım" iki seksen yere uzanmaktan son anda yırttı da..
Ayrıca harçlık vermemek için icadettiği bahanelerin de farkındayım;yazdım bi
kenara bunları.
Hem yaptığı irmik helvasını da hiç beğenmedim.
Şerbetini koyarken pintilik yapmış...
(Şeytan,"çek şu tatlının fotosunu yayınla internette" dedi ya,neyse..)
...
Nerde uydur kaydır gavur hatunu varsa turist diye getirip,iki günümü bu defolu
hatunlarla geçirmemi sağlayan,"bakardın bakmazdın" diye beni badem gözlerimle
münakaşa ettirip aramı bozan seyahat acentalarına da teessüf ederim.
Sayelerinde "gavur eziyeti"nin ne demek olduğunu öğrenmiş olduk.
Yahu kardeşim çok aradınız mı bunları?
...
Bayramla direkt alakası yok ama,madem konu denizden, turizmden açıldı,son
bir "teessüf " daha...
İster yerli olsun ister yabancı,bir yandan denize çişini yaparken bir yandan da
mavi bayraklı plaj arayanlara da teessüf ederim.

Aslında bir teessüf de kendime edecektim ama,baktım zaten yeterince canım
sıkılmış,bir de ben vurmayayım dedim.
...
Fotoğrafa gelince...
Yemeye meraklı omadığım halde dağ başında gözleme gördüm mü dayanamam.
Hem yerim hem de fotoğraflarım.
Bu arada bilmeyen varsa öğrensin;şu epey abartılmış long play iriliğindeki
yufka ekmeğini kenarından başlayıp tavşan gibi tırtıklaması güzel olur.


Bilmemek ayıp değil,öğrenelim:
Long Play:Yirmi CD gücünde plak.

13 Eylül 2009 Pazar

PazarLIK-Kadının özeti



 

 

Fazla lafa ne hacet.


(Radikal'den alıntı)

11 Eylül 2009 Cuma

Pandiksel evrim teorisi



















Vatan Fotogaleri


Cuma sendromum var;yazıyla mazıyla uğraşamam.
Ancak benim gibi her halttan bir sendrom çıkaran sendromzedelere de bir
kıyak yapayım dedim.


EKLE BENİ KEKLE BENİ..















Yukarıdaki karikatürü tam yayınlamak üzereyken bir mail geldi.
Resimdeki hatun İmeem'de beni eklemiş.
Bir de not düşmüş;aynen şöyle:
"Sen, benimkini beğenirsin. Ben, senin, beni beğendiğine bahse girerim :)"
Ne yalan söyleyeyim kız müneccim gibi..
"Benimkini" kısmını henüz görmesem de görebildiğim kısmını hakikaten de
beğendim.


Anlaşılan kıza "malum" olmuş.

Böyle tiplere "müneccim aparatı " yemiş denir halk arasında..
Ha bir de "listemi yaptım,bizde müzik filan dinleriz.Hem arkadaşlarımla da
tanışırsın" diyor.
"Bak sonra birbirinizi kıskanırsınız" dediysem de dinletemedim;ille de gel
diyor.
Baktım arkadaşları da "müzik dinlemek" için tam ideal tipler..
Moda tabirle güzel bir dinleti olacağı kanaatindeyim.
Gerçi "dinleti" mi yoksa "inleti"mi orası biraz karışık ama..
...
Size hayırlı Cuma'lar derken,kendime de "hayırlı işler" derim..
Öpüyorum kendimi,"hadi yine iyisin" diyerekten..
...
Bilgilendirici not:
"Müneccim aparatı" yer yer "Müneccimin ara kablosu" şeklinde de
kullanılmaktadır,biline...

Bilgi noksanınız kalmasın da..

7 Eylül 2009 Pazartesi

"Bana yalan söylediler"

Jose Feliciano'yu çok severim.
Hele "rain" parçası bana göre çok fecidir.

J.Feliciano gibi gitar çalmayı çok isterdim.
İsterdim istemesine de,her zamanki kıllığım yüzünden onun gibi
çalamadığım/çalamayacağım yetmiyormuş gibi bir de gitarda Osman Aga'yı,
sazda da Love story'yi tercih ettim hep.
Farenin zaten geçemeyeceği delik için ilaveten kuyruğuna teneke bağlaması gibi..
Şimdi face'de bir arkadaş Feliciano'nun videosunu koyunca yine kafam nerelere gitti;
dağıldı duman oldu.

Böyle hoşuna giden,etkilendiğin şeyler olduğunda ne yaparsın?
Hadiii yapma bilirsin işte..
Ben de onu yaptım;paylaşiim dedim.
Bak baştan söylüyorum,beğenmeyene bozulurum.İnsanı paylaştığına pişman
etmeyin.

("The Gypsy" Issız Adam filmindeki yazının başlığıyla aynı adı taşıyan şarkının
orjinalidir.)