25 Mayıs 2011 Çarşamba

Bir kasetim bile yok,anneme küstüm..

Kadının ne suçu varsa artık..
Neyse..

Şu kaset furyasına bakıp da elaleme imrenmemek mümkün değil.
Onları görünce "Niye benim kasetim yok,niye bana kaset yapmıyorsunuz"
diye isyan edesi geliyor insanın.
Sırf bu yüzden bırakın seks kasedini sünnet fotoğrafları bile internete
düşmemiş birisi olmaktan hicap duyuyorum.

Sonra da "Allah'tan kaseti olmayana kız vermiyorlar durumuna gelmedik
daha" diyerek şükrediyorum.
Öyle ya..
Ya müstakbel kayınvalide "oğlum neyine güvenip de kız istiyorsun?Bi demo
bari görseydik;singıl mingıl gibi bişey de mi yok?" dese..
Ben de politikacılar gibi kuru kuruya "Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır"
diye belgesiz vesikasız sallasam,o da "önce yapılmışını bi görseydik" diye ısrar
etse...
Ne diyebilirdim ki..
"Valla validaanım castını yaptık da, sponsor arıyoruz" diyecek halim yoktu
heralde.
İşin daha da kötüsü var.
O da sırf kasedin yok diye "arkadan çekişli" zannedilmek.

İşte tam bu noktada imdadıma meşhur atasözü yetişti..
"El eli ile yılan ölmez"
E o zaman ben de el eline bakacağıma kendi komplomu kendim kurarım;
kendi kasedimi de kendim yaparım dedim.
Sonra da alırım elime kasedimi,yeni dizisi ya da filmi vizyona gireceklerin
yaptıkları gibi Tv Tv dolaşır,"valla biz çekerken sette çok eğlendik,umarım
izleyenler de eğlenir " diyerek tanıtımını yaparım.

Kendi aklım diye söylemiyorum,bu fikri pek tuttum.
Tam işe koyulacakken aklıma önceden izlediğim videolar geldi,birden irkildim;
ya izleyenler beğenmezse?
Öyle ya,asıl kaygı verici olan bu işi yapmak değil yapamamak.
Örnek vermek gerekirse izlediğim videonun birinde adam kadını öpüyordu.
"Öpüyordu" dediğim lafın gelişi..
Aslında yaptığı kadının ağzına elektrik süpürgesini dayamış iç organlarını
çekmeye çalışıyor gibiydi.
Sonra gözümün önüne düğmeleri iliklenmemiş gömleğin içinden dışarı
fışkıran bir göbek geldi..
Onun altında kıçından ha düştü ha düşücek kıvamda ve tamirci dekoltesi
görünecek şekilde emaneten duran donumsu bi şey..
Ve çıplak bacakların altında biri yukarıya çekilmiş diğeri ayak bileğine
düşmüş çoraplar..

Bunlar aklıma gelince bu işin öyle paldır küldür olamayacağına kanaat getirdim.
En iyisi bir film yönetmeni bir de görüntü yönetmeniyle birlikte çalışmak.
Mümkünse bir iki deneme çekimi yapmak.
Ayrıca fiziğe şööle bir ayar çekmek.
Öyle karında elli tane baklava dilimi ile "penis point" tadında adonis kasına
da gerek yok.
Milletin göz zevkini bozmayacak iyi kötü bir şekil vermek yeterli.
Maksat izleyenler "adam yapmış abi" desin.
...

İşin şakası bir yana,asıl merakım elalemin cinsel aparatının derdi niye
bizi gerdi.
Bize giren çıkan mı var?
...
Dün,Zülfü Livaneli Bill Clinton ve George W. Bush’tan bahsediyordu.
Birisi gençliğinde savaşı protesto ederek askere gitmeyi reddetmiş, uyuşturucu
kullanmış, değişik kadınlarla pek çok aşk macerası yaşamış.
İkincisi ise mazbut birisi; eşi dışında bir gönül ilişkisi duyulmamış, muhafazakâr
değerlere bağlılığıyla tanınmış, uyuşturucu kullanmamış.

Mazbut/muhafazakar olanı bir milyon kişinin ölümüne neden olurken diğerinin
yaptığı en kötü şey (Ne kadar kötü olduğu tartışılır) "ara kablosu" hakkında
Monica'nın fikrine müracat etmek.
Burdan hareketle şöyle derim:
Politikacıları bu işleri yapmaları için teşvik edelim.
Zararı yok,masrafı neyse verelim.
Belki bu sayede gazları kaçar da ebemizi bellemekten vazgeçerler.