19 Temmuz 2011 Salı

Sevgiliyle oynarken her gün yaptığımız şey



Tuna Kiremitçi şikeyi şöyle tarif ediyor:
"Sevgiliyle oynarken her gün yaptığımız şey."
"Oynarken"den ne kasdettiğini anlamadım ama tahmin ettiğim
şeyse artık oynamaya başlamışsan şike yapmaya gerek yok ki.
Zaten anlaşma sağlanmış,maç başlamış.
Şike,asıl onun öncesinde..
...
TDK şikeyi "Bir çıkar karşılığı anlaşarak bir işi yapmak" diye
tanımlıyor.
Bu tanıma göre sevgilinin oyuna dahil olması için...
Yükte hafif pahada ağır takıp takıştırma malzemeleri..
(Mesela adını bile anmaktan nefret ettiğim tektaş yüzük.)
Çiçek...
Akşam yemeği..
Çiçekli basmadan şalvar..
Yine çiçekli basmadan entari..
Elinin bileğinden dirseğine kadar dizilmiş bilezik..
Vs vs...
Uzatmaya gerek yok;özetle "onu mutlu edin" etkinlikleri çerçevesinde
yapılan ve harcama gerektiren hareketlerin tümü şike.

Bana gelince..
Maddiyat karşılığı yapılan şikelerden nefret ederim.
Tercihim "hatır şikesi"nden yana..
Yani "seni seviyorum,senin için yanıyorum,ölüyorum bitiyorum"
türünden hem klasik hem damardan laflarla yapılan şike..
Tabii içten olması koşuluyla.

Peki bu lafları günümüzde yiyen var mı?
Eskiden vardı..
Şimdi ise gelinen nokta "elin cebine gitsin;dağdan bayırdan topladığın
otlarla beni kandıramazsın!"

İlla da ben yediririm kardeşim;ısrarlıyım" dersen alacağın cevap belli:
"O zaman kendin çal kendin oyna."
Bir nevi "kendin pişir kendin ye" durumu..