10 Ağustos 2011 Çarşamba

Doktor gözüyle Pakize Hanımın donu..

pakize hanımın donu


Prof.Dr.Ahmet Rasim Küçükusta diyor ki..
"Hastanın duruşu, yürüyüşü, oturuşu, el ve kollarını hareket ettirişi,
nefes alıp verişi, sesi, konuşması bazen röntgenlerden de,
endoskopilerden
de, tomografilerden de, MR’ dan da, yüzlerce
laboratuar incelemesinden
de daha değerli ipuçları verebilir.

Hatta hastanın kılığı kıyafeti, iç çamaşırları, ayakkabısı, takıları bile
dikkatle incelenmelidir."

Kısaca diyor ki "Doktorlar iyi bir gözlemci olmalıdır."

Allah ellerine düşürmesin kendi başıma gelmedi ama gelenlerden
iyi bilirim doktorların nasıl gözlemci olduklarını..
Röntgencinin bile gördükleri sınırlıyken bu sınır tanımayan
doktorlar adamın her yanını fena halde gözlemlerler.
Hatta senin aynayla bile zor gördüğün yerleri gayet rahat
babasının malı gibi mıncıklıya mıncıklaya gerdire gerdire bohça
karıştır gibi karıştırır,deliğinden şişenin içine bakar gibi tek gözünü
kapatıp en ücra yerlerine kadar bakarlar.
Kendilerine sorarsan senin iyiliğin için "bulgu" ararlar..

Neyse bu ayrı bir yazı konusu,biz dönelim asıl konumuza..
Küçükusta gözlem konusunda Ümit Yaşar Oğuzcan'ı övdükten
sonra "Donlara destan" şiirine doktor gözüyle bakıp şöyle diyor:

Zırh gibi, kalkan gibi kurşun bile işlemeyen çifte don giyen Mühendis
Bey’in hastalığı romatizmal bir hastalık...
Uzun fanila don giyip vücudunu sıcak tutmaya çalışan Fitnat Hanım
derdi ise siyatik.


Pakize Hanım'ın donuna gelince...
İşte zurnanın zırt dediği yer burası..
Bildiğimiz düz erkekle Hipokrat'ın tezgahından geçmiş erkek
arasındaki farkın ortaya çıktığı yer.

Normal erkek şiirde bile olsa Pakize Hanım'ın donsuz olduğunu
farkederse hönk diye kalır;gözleri faltaşı gibi açılır suratına "ulan
işte şimdi bittin Pakize" sırıtışı yerleşir.
Vücudunda ne kadar kan varsa ara kablosuna akın eder.
Ara kablosu dediğim hani şu zaman zaman kadınlara geçici organ
nakli için kullandığı aparat.Ya da "muhayyer" olarak verdiği diyelim..
Gerçi muhayyerin tanımı beğenilmediğinde iade edilme koşullu mal
ama buradaki iade nedeni beğenilmemesi değil geçici bir süre servis
dışı kalması..

Daha fazla dallandırıp budaklandırmadan devam...
Ne diyoduk,ha..İşte yukarıda adı geçen organa kan hücum edince
erkek kısmı bu Pakize Hanım'ı alır,"yahu bu kadının anatomik yapısı
müsait mi" filan demez kafasında şekilden şekile sokar,üçe beşe katlar
"dağlar seni delik delik delerim" tadında fantastik ve fantezik işlerine
alet eder.

Hipokrat eli değmiş A.Rasim Küçükusta'nın yaklaşımı ise farklı..
Pakize Hanım’ ın neden donsuz gezdiği hakkında çok çeşitli
yorumlar
yapılabilir, sade şiirler değil hikâyeler, romanlar da
yazılabilir ama bu
durumun bu hanımefendide idrar yollarını
üşütme tehlikesi yaratabileceğini
söylemekle yetinmek istiyorum.


İşte bu!
Neymiş:"Önce sağlık!"
Öyle kıtlıktan çıkmış gibi "hazır donsuz kıstırmışken" fırsatçılığı yok.
Kibarca "lütfen donunuzu giyiniz,kendim için bi şey istiyorsam namerdim,
sizin iyiliğiniz için.." diyor.

Diyor demesine de..
Benim gibi fesatlar bu efendice ve de tıbbi yaklaşımı farklı şekilde de
yorumlayabilirler..
Şimdi adam doktor ya..
Bu gayet zarif yaklaşımın altında hijyen mijyen işleri olabilir..
"Dur birader önce işi bi sağlama alalım donunu bi giysin sağlığından
bi emin olalım da sonra bakarız" diyebilir..
Ya da diğer erkeklerde "Pakize Hanım rahatsız,hasta" algısı yaratıp
meydanı boşaltıp rakipsiz kalmaya çalışabilir..

Daha fazla uzatıp mübarek gün adamın günahına girmek istemiyorum,
ama insanoğlu bu;kese değil ki beynini büzesin.
Aslında doğru bir cümle olmadı,farkındayım ama sonunu bağlayamadım..
Amaaan napiim canım,bu sıcakta anca bu kadar..


Önemli not:
Bu yazının bir kısmı yüzünden başım derde girebilir.
O yüzden küçük bir açıklama..
Mübarek gün yalan söyleyecek değiliz heralde ama yine de "iki
gözüm önüme aksın" diyerek şöyle devam ediyorum..
Ben bu Pakize Hanım'ı ömrümde görmüşlüğüm merhaba bile
demişliğim yoktur.
E haliyle donu var mıdır yok mudur bilmem;Ü.Yaşar Oğuzcan'ın
yalancısıyım.
Hem bana ne canım elalemin donundan...