skip to main | skip to sidebar
  • Ana sayfa
  • Profilim
  • Tdk
Gergin

Bayat ekmekle ıstakoz pişirelim

| Posted on Pazartesi, Mayıs 30, 2011

Posted in bayat ekmek , israf



Dün akşam "Turizm ve Sanat Şenliği" adı altında düzenlenen etkinlikteydim.
Bilenler bilir,bu tür etkinlerde herkesin marifetlerini sergilediği standlar
açılır;buraları gezip görmek insanın bilgisini görgüsünü arttırır.
Ben de üşenmedim tek tek hepsini dolaştım;sırf internet camiasına faydalı
olabilmek için.
Neticede ben blogcunun zeki çevik ve en önemlisi paylaşımcısı severim.
Ben de gezdim gördüm ve paylaşıyorum.

Uzatmayalım,bu satandlardan birisi çok ilgimi çekti.
Yukardaki resimden de anlaşılacağı üzere konu,bayat ekmeklerin zayi
olmasını önlemek ve tüketime geri dönüşümünü sağlamak üzerineydi.
Gerçi karpuzla bayat ekmek ilişkisini çözemesem de diğer ürünler ilginçti.

Mesela köfte,döner,pizza gibi hepimizin her an tükettiği ürünlerin,alt tarafı
bayat ekmekle nasıl ucuza getirilebildiğini görmek beni cidden çok şaşırttı.
"Nasıl oluyor da oluyor" diye sordum soruşturdum;sonuç şöyle:

İlk önce kendinize "günde kaç ekmek yiyoruz" diye soruyorsunuz.
Diyelim ki cevabınız iki olsun.
Hemen bakkaldan üç ekmek alıyorsunuz.Sonra bu ekmeklerden sadece
ikisini yiyebildiğinizden haliyle üçüncüsü bayatlıyor.
Dolayısıyla bir adet bayat ekmek elde etmiş oluyorsunuz.
Sonra sıra geliyor bu bayatlamış ekmeği değerlendirmeye..



Önce bayat ekmekleri ıslatıp bir tepsiye pizza hamuru süsü verecek
şekilde yayıyorsunuz.Sonra üzerine yine herkesin buzdolabını açtığında
burun buruna geldiği sucuk,salam sosis vs gibi yiyecekleri münasip ebatlarda
kesip bu hamurun üzerine diziyorsunuz.
Sonrası malum;fırına veriyorsunuz.
Yalnız öncesinde fırını 200 derecede ısıtmalı mı diye sormayı unutmuşum,
o kadarını da kendiniz ayarlayın artık;her şeyi devletten beklemeyin.

BAYAT EKMEKLE ISTAKOZ PİŞİRELİM

Istakozu bilmeyenler olabilir,o bakımdan açıklamak gerekirse
yengecin modifiye edilmiş hali diyebiliriz.Hatta yengecin uzun boylusu
da diyebiliriz.
Yengecin öndeki kıskaçlar hariç diğer bacaklarını kopar,oraya harcanan
malzemeyi al gövdeyi uzatmakta kullan olsun sana ıstakoz.

Gelelim yemeğin tarifine..
Önce ıstakozu haşlansın diye kaynar suya atıyoruz.
O haşlanırken biz de bir yandan bayat ekmeğimizi küp küp kesiyoruz.
Sonra haşlanmış ıstakozumuzun suyunu süzüp tabağa yerleştiriyoruz.
Biraz önce küp küp kestiğimiz bayat ekmekleri birer birer ıstakozun
kıskaçlarının arasına sıkıştırıyoruz.
Görüntü hem iştahımızı kabartsın hem de estetik olsun diye koca bir
demet maydanozun içinden kopardığımız iki yaprağı da üzerine
itina ile yerleştirip sıcak sıcak servis yapıyoruz.
Afiyet olsun.
(Bu tarif Cüz'üm için)


Bu işten benim çıkardığım sonuç:
Yiyebileceğimiz kadar ekmek alalım;ekmeğin bayatlamasına izin
vermeyelim;yoksa elde kalan bayat ekmek başımıza fena halde bela olup
bi ton masraf çıkarıyor.
Ne o,beğenemediniz mi?
Benim anlayışım da bu birader,beğenmediyseniz bu safsatalara inanmaya
devam edin de görün ebe ebe ebe ebeni....
Gerisini söylemicem..

Durup dururken sizin yüzünüzden bir de Kılıçdaroğlu taklidi yapmak zorunda
kaldım.
Hay bin bayat ekmek!

Read More

Dört kadın az değil mi?

| Posted on Cuma, Mayıs 27, 2011

Posted in 4 kadın , Sibel üresin



Sibel Üresin'in fikirlerini duymayan kalmamıştır herhalde.
Kadının ne söylediğinden çok gösterilen tepkiler ilginç geldi bana.
Hadi kadınların feryadını anladım da erkeklere ne oluyor..
Adım gibi eminim her erkeğin kafasında her zaman en az bir kadın
daha var.
"Bu adamdan hiç ummam" dediğiniz,kafası önde telekom reklamı gibi
evden işe işten eve gidip gelen,yanında soyunsanız dönüp bakmaz
dediğiniz Necati beyin kafasında da aynı şey var.
Bakmayın dürüstlük abidesi tavırlarına,kıçı yemiyor da ondan ses
etmiyor.
O zaman da insan soruyor tabi;bu iki yüzlülük niye..
Madem erkeğim diye ortalıkta dolaşıyorsun,kadınlara yaranacağım diye
çabalayacağına adam gibi fikrini söyle..
Daha doğrusu gerçeği..

Neyse..
Ne yalan söyleyeyim bu dört kadın fikri bana ilginç geldi.
Hadi kıvırmayayım,evet itiraf ediyorum cazip geldi.
Üzerinde düşündüm..
Mesela dedim bir gün yorgun argın işten eve gelsen...
Dört hatun da "vay yiğidimiz mi gelmiş" şirinliğiyle seni kapıda
karşılasalar.
Sonra içlerinden birisi "adam,canımız çekti şööle bi at binip kılıç
kuşansak, cenk etsek seninle" dese..
Sende ağzın kulaklarında "lafı mı olur,dükkan sizin" desen..
"İstediğimiz hatundan başlayabilir miyiz" diye iğrenç bir espri patlatıp
girişsen işe..
Daha birincisi yeni bitmişken "ya ben bundan pek bi şey anlamadım,
dişimin kovuğuna bile gitmedi;mevzuyu yeniden irdelesek" dese..
İşte o an kafana dank etse..
"Ulan daha birinci hatundayız,sırada üç tane daha var..Kaba bir hesapla
ikişerden en az sekiz kez..Dört karı alacak ne vardı geri zekalı zepevenk;
gördün mü şimdi ebenin genital organlarını" şeklinde kendine sitem etsen..
...
Yazmaya burada ara versem iyi olacak;yazdığım son bölümü bir daha
okudum da...
Göstermek gibi olmasın aha şuraya alnımın ortasına bir ağrı saplandı..
Siz bi yere ayrılmayın,ben başıma bi tülbent sarıp geliyorum.

Read More

Bir kasetim bile yok,anneme küstüm..

| Posted on Çarşamba, Mayıs 25, 2011

Posted in kaset , seks kaseti

Kadının ne suçu varsa artık..
Neyse..

Şu kaset furyasına bakıp da elaleme imrenmemek mümkün değil.
Onları görünce "Niye benim kasetim yok,niye bana kaset yapmıyorsunuz"
diye isyan edesi geliyor insanın.
Sırf bu yüzden bırakın seks kasedini sünnet fotoğrafları bile internete
düşmemiş birisi olmaktan hicap duyuyorum.

Sonra da "Allah'tan kaseti olmayana kız vermiyorlar durumuna gelmedik
daha" diyerek şükrediyorum.
Öyle ya..
Ya müstakbel kayınvalide "oğlum neyine güvenip de kız istiyorsun?Bi demo
bari görseydik;singıl mingıl gibi bişey de mi yok?" dese..
Ben de politikacılar gibi kuru kuruya "Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır"
diye belgesiz vesikasız sallasam,o da "önce yapılmışını bi görseydik" diye ısrar
etse...
Ne diyebilirdim ki..
"Valla validaanım castını yaptık da, sponsor arıyoruz" diyecek halim yoktu
heralde.
İşin daha da kötüsü var.
O da sırf kasedin yok diye "arkadan çekişli" zannedilmek.

İşte tam bu noktada imdadıma meşhur atasözü yetişti..
"El eli ile yılan ölmez"
E o zaman ben de el eline bakacağıma kendi komplomu kendim kurarım;
kendi kasedimi de kendim yaparım dedim.
Sonra da alırım elime kasedimi,yeni dizisi ya da filmi vizyona gireceklerin
yaptıkları gibi Tv Tv dolaşır,"valla biz çekerken sette çok eğlendik,umarım
izleyenler de eğlenir " diyerek tanıtımını yaparım.

Kendi aklım diye söylemiyorum,bu fikri pek tuttum.
Tam işe koyulacakken aklıma önceden izlediğim videolar geldi,birden irkildim;
ya izleyenler beğenmezse?
Öyle ya,asıl kaygı verici olan bu işi yapmak değil yapamamak.
Örnek vermek gerekirse izlediğim videonun birinde adam kadını öpüyordu.
"Öpüyordu" dediğim lafın gelişi..
Aslında yaptığı kadının ağzına elektrik süpürgesini dayamış iç organlarını
çekmeye çalışıyor gibiydi.
Sonra gözümün önüne düğmeleri iliklenmemiş gömleğin içinden dışarı
fışkıran bir göbek geldi..
Onun altında kıçından ha düştü ha düşücek kıvamda ve tamirci dekoltesi
görünecek şekilde emaneten duran donumsu bi şey..
Ve çıplak bacakların altında biri yukarıya çekilmiş diğeri ayak bileğine
düşmüş çoraplar..

Bunlar aklıma gelince bu işin öyle paldır küldür olamayacağına kanaat getirdim.
En iyisi bir film yönetmeni bir de görüntü yönetmeniyle birlikte çalışmak.
Mümkünse bir iki deneme çekimi yapmak.
Ayrıca fiziğe şööle bir ayar çekmek.
Öyle karında elli tane baklava dilimi ile "penis point" tadında adonis kasına
da gerek yok.
Milletin göz zevkini bozmayacak iyi kötü bir şekil vermek yeterli.
Maksat izleyenler "adam yapmış abi" desin.
...

İşin şakası bir yana,asıl merakım elalemin cinsel aparatının derdi niye
bizi gerdi.
Bize giren çıkan mı var?
...
Dün,Zülfü Livaneli Bill Clinton ve George W. Bush’tan bahsediyordu.
Birisi gençliğinde savaşı protesto ederek askere gitmeyi reddetmiş, uyuşturucu
kullanmış, değişik kadınlarla pek çok aşk macerası yaşamış.
İkincisi ise mazbut birisi; eşi dışında bir gönül ilişkisi duyulmamış, muhafazakâr
değerlere bağlılığıyla tanınmış, uyuşturucu kullanmamış.

Mazbut/muhafazakar olanı bir milyon kişinin ölümüne neden olurken diğerinin
yaptığı en kötü şey (Ne kadar kötü olduğu tartışılır) "ara kablosu" hakkında
Monica'nın fikrine müracat etmek.
Burdan hareketle şöyle derim:
Politikacıları bu işleri yapmaları için teşvik edelim.
Zararı yok,masrafı neyse verelim.
Belki bu sayede gazları kaçar da ebemizi bellemekten vazgeçerler.

Read More

Avuntu

| Posted on Salı, Mayıs 24, 2011



"Sigara içmeyenler daha çok ve kolay orgazm oluyorlar ama
ardından sigara yakamadıktan sonra ne işe yarar ki o orgazm."


Read More

Bukowski

| Posted on Pazar, Mayıs 15, 2011

Posted in Bukowski



"Kadın olsaydım kesinlikle orospu olurdum.
Erkek olarak doğduğum için sürekli kadınları arzuladım.
Ne kadar aşağılardaysan o kadar iyidir...
Buna rağmen kadınlar -iyi kadınlar- beni korkuttu.
Çünkü onlar ruhunuzu ele geçirmek isterler sonunda.
Peki o zaman ne kalırdı benden geriye korumak isteyeceğim?
Açıkçası fahişeleri, düşmüş kadınları arzuladım.
Çünkü ölüdür onlar ve serttirler.
Çekip gittikleri zaman bir şey kaybetmezsiniz.
Öte yandan bütün bunaltıcı bedellerine rağmen yumuşak,
iyi kadınlara da hasret çektim. İki türlü de kaybettim.
Güçlü bir adam her ikisinden de vazgeçerdi. Ben güçlü değildim.
Böylece hayatım boyunca kadınlarla, kadın düşüncesi ile uğraştım durdum."
Charles Bukowski - Kadınlar

***
"Şimdi durup duruken ne alaka" mı?
O kadarı da bana kalsın..

Read More

Cherchez la femme

| Posted on Pazartesi, Mayıs 02, 2011

Başlıktaki cümle Fransızca bir tabir.

"Kadını arayın" demekmiş.
İlk kez Fatih Altaylı'dan duyduğum bu laf, "Bir erkeğin kusurunu,
bir kabahatini mi arıyorsunuz,kadınına bakın" anlamına geliyormuş.

Şu aralar ne yapıp edip zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkmam gerekiyor.
Böyle durumlarda bünye otomatik olarak savunmaya geçtiğinden elde
avuçta işe yarar ne malzeme varsa araştırmaya başlıyor.
Benimki de çıfıt bohçası gibi olmuş beynimin içinden bula bula bu tabiri
bulmuş.
"Hah işte!Tam da aradığım bu!" diye balıklama atladım bu lafa..
Elime "Ben naapim kardeşim suç sende!Beğenmediğin ne varsa hepsi senin
yüzünden" deme fırsatı geçtiğinden acayip sevindim.
Yüzüme, "şimdi bittin sen!" ifadesi ile birlikte "şimdi naapacaksın bakalım"
sırıtışı yerleştirip oturdum klavyenin başına.

Fakat bu iş fazla kolay oldu gibi geldi;oldum olası yolunda giden şeylerden
rahatsız olurum;çünkü altından mutlaka bir maraza çıkar.
Dur şunu bir daha araştırayım dedim,araştırdım.
Meğer bu tabir kadını suçlayan bir tabir değilmiş;aksine erkeğin zafiyetini
göstermek amacıyla kullanılırmış.
Haliyle elim böğrümde kaldı,yüzümdeki hınzır ifade kayboldu .
Yerine,mal varlığıyla hava basarken eşeğin aparatını görüp bozum olmuş
deve ifadesi yerleşti.
Ama ben yılmam;araştırmalarım devam ediyor;eninde sonunda işime
yarar bir şeyler bulurum.

Hem elin Fransız'ının lafından bana ne..
İçime Nihat Doğan kaçmış edasıyla "keçisinin bile bir başka melediği benim
memleketimin özlü lafları ne güne duruyor" dedim.
Derken aklıma konuyla çok alakası olmasa da Safiye Soyman'ın lafı geldi.
Ne demişti Safiye Soyman:
"Her başarılı erkeğin altında bir kadın yatar."
Herkes bu lafa güldü,dalga geçti de,aslında bu laf orjinalinden daha
gerçekçi,daha doğru..Bunu da belirtmeden geçmeyeyim.
Read More

Ana Sayfa
Kaydol: Kayıtlar (Atom)
  • facebook
  • Mag Demo Rss
  • flickr
  • delicious
  • stumble
  • digg
  • Twitter
    Yükleniyor...

    Followers

    Kayıtlar
    Atom
    Kayıtlar
    Tüm Yorumlar
    Atom
    Tüm Yorumlar

    Kaybedenler Kulübü - My Woman

    İçimi oyanlar

    İçimi oyanlar

    Kategoriler

    • Kadın
    • Mordillo
    • Sonbahar

    Son yorumlar

    Yükleniyor...

    Blog Archive

    • ▼  2011 (27)
      • ►  Aralık (2)
        • Ters manyel..
        • Ay büyürken uyuyamam..
      • ►  Kasım (1)
        • Hayatımın öküzü
      • ►  Ekim (1)
        • Ölsem...
      • ►  Ağustos (4)
        • PazarLIK
        • Doktor gözüyle Pakize Hanımın donu..
        • Cennet
        • Sevgilinin beyni..
      • ►  Temmuz (5)
        • Amy Winehouse - You Know I'm No Good
        • Sevgiliyle oynarken her gün yaptığımız şey
        • Özledim demek...
        • Altın dişli Pakize hanımın donu
        • Dörtlü normal sevişme
      • ►  Haziran (6)
        • Su kemeri yapmayana kız mız yok!
        • Öküz
        • Babalar günü diyaloğu
        • PazarLIK
        • SeçimLİK
        • c’est bien mieux comme ça
      • ▼  Mayıs (6)
        • Bayat ekmekle ıstakoz pişirelim
        • Dört kadın az değil mi?
        • Bir kasetim bile yok,anneme küstüm..
        • Avuntu
        • Bukowski
        • Cherchez la femme
      • ►  Nisan (1)
        • Behzat Ç.
      • ►  Mart (1)
        • 8 Mart 1857'de ne oldu?
    • ►  2010 (8)
      • ►  Aralık (1)
        • Babalar günü..
      • ►  Nisan (3)
        • Tartaklamalı eğitim
        • Ver mektuplarımı...
        • PazarLIK
      • ►  Mart (3)
        • PazarLIK
        • Bu bizim şarkımız olsun..
        • Aşk...
      • ►  Ocak (1)
        • Yola çıktım ,yoldan çıktım
    • ►  2009 (111)
      • ►  Aralık (2)
        • Hayranım ol!
        • PazarLIK-Kadının küçüklüğü
      • ►  Ekim (8)
        • Kadın soyunur,erkek gözünü bağlarsa..
        • İlk kitabım çıktı!
        • Ana avrat dümdüz gideceksin
        • Ben am English öğreniyorum
        • PazarLIK-Kadının çelişkisi
        • Kadının içindeki gardiyan
        • "Mutluluğun resmi" palavrası
        • Ümidini mutluluğuna göre uzat.
      • ►  Eylül (5)
        • Teessüf ederim!
        • PazarLIK-Kadının özeti
        • Pandiksel evrim teorisi
        • "Bana yalan söylediler"
        • PazarLIK (Ramazan versiyonu)
      • ►  Ağustos (17)
      • ►  Temmuz (14)
      • ►  Haziran (12)
      • ►  Mayıs (14)
      • ►  Nisan (8)
      • ►  Mart (15)
      • ►  Şubat (6)
      • ►  Ocak (10)
    • ►  2008 (30)
      • ►  Aralık (2)
      • ►  Kasım (5)
      • ►  Ekim (3)
      • ►  Eylül (5)
      • ►  Ağustos (4)
      • ►  Temmuz (6)
      • ►  Haziran (1)
      • ►  Mart (1)
      • ►  Şubat (2)
      • ►  Ocak (1)
    • ►  2007 (29)
      • ►  Kasım (5)
      • ►  Ekim (5)
      • ►  Eylül (17)
      • ►  Ocak (2)
    • ►  2006 (8)
      • ►  Aralık (2)
      • ►  Kasım (1)
      • ►  Ekim (1)
      • ►  Eylül (1)
      • ►  Temmuz (2)
      • ►  Nisan (1)
    • ►  2000 (2)
      • ►  Eylül (1)
      • ►  Mayıs (1)

     


© All Rights Reserved. Gergin

Theme by : Hosting | Converted into Blogger Templates by www.btemplatebox.com | Downloaded from free website templates

Share |